Ad

ZİRVE YAYINEVİ KATLİAMI DAVASINDA MHP ŞOKU

169
Ad
Zirve Yayınevi katliamının tanığı “MHP’li vekil ve yöneticiler cinayeti benim işlemem için 300 bin dolar teklif etti” dedi

MALATYA'da, 18 Nisan 2007 tarihinde, Zirve Yayınevi'ni basarak 1'i Alman, 3 kişiyi kesici aletlerle keserek öldüren 5'i tutuklu 7 zanlının yargılanmalarına bugün 3'ncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediliyor. Ürgüp'te olduğu bildirilen Alman Tilman Geske'nin eşi Suzanna, mahkemeye ilk kez olarak gelmedi.

Cinayet zanlıları Emre Günaydın, Salih Gürler, Cuma Özdemir, Abuzer Yıldırım ve Hamit Çeker, Malatya E-Tipi Kapalı Cezaevi'nden alınarak yoğun güvenlik önlemleri altında adliyeye getirildi. Sanıkların yerini almasının ardından 3'ncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 8'nci duruşmaya başlandı. Bugün görülen duruşmaya, Emre G.'nin babası Mustafa Günaydın, olayda öldürülen Uğur Yüksel'in annesi Hatice Yüksel, Alman basınından temsilciler ve avukatlar da katıldı.

Sanıklar, ‘Misyonerlik faaliyetinde bulundukları gerekçesiyle Alman uyruklu Tilman Geske, Necati Aydın ve Uğur Yüksel'i öldürmek’, ‘silahlı örgüt kurmak’, ‘terör örgütü faaliyetleri çerçevesinde birden fazla adam öldürmek’, ‘iş yeri dokunulmazlığını bozmak’ ve ‘silahlı terör örgütüne yardımda bulunmak’ suçlarını işledikleri iddiasıyla yargılanıyor.

Bu arada, olayda öldürülen Alman Tilman Geske'nin eşi Suzanna Geske ise ilk kez bugünkü duruşmaya katılmadı. Suzanna Geske'nin Ürgüp'te bir kamp okulunda öğretmenlik yaptığı bildirildi.

3'ncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, ilk tanık olarak olayın kilit ismi Emre Günaydın'nın Hristiyanlığı öğrenmek için MSN'den görüştüğü Ozan Doğan Çobanoğlu dinlendi.


TANIKLAR DİNLENDİ

Çobanoğlu, mahkemede verdiği ifadede, “Ben öğrenciyim. Sanıkları basından tanıyorum. Emre Günaydın ile internette tanışmıştım. Yüz yüze görüşmedik. ‘İncil Türk’ diye bir internet sitesi vardı.

Emre Günaydın, ‘Yunus’ kod adıyla siteye giriyordu. Hıristiyanlığı merak ettiğini söyledi. Malatya'da ikamet ettiğini ve Malatya'da Hıristiyan bulunup bulunmadığını bana sordu.

Ben de daha önceden Kocaeli'nden tanıdığım Kocaeli Kilisesi Pastörü Oğuz Wolfgang'in bacanağı olan Necati Aydın ile görüşebileceğini söyledim. Emre Günaydın, Hıristiyanlığa ilgi duyduğunu yazmıştı.

Görüşme esnasında Hıristiyanlık konusunda hiçbir şey bilmediğini düşündüm. Malatya'da Hristiyan tanıyıp tanımadığımı sordu tekrar. Emre Günaydın'nı bana, siteye sık sık giren Aynur kod adlı kişi yönlendirdi” dedi.

Sanık avukatlarının öldürülen Necati Aydın'ın Malatya'ya neden pastör olarak atanmış olabileceğini sorması üzerine Çobanoğlu, Necati Aydın'ın bilgisinin diğerlerinden daha fazla olması nedeniyle atanmış olabileceğini söyledi. ‘Kim atadı?’ şeklindeki sorusuna ise Çobanoğlu, “Ben genel cümle kullandım” yanıtını verdi.

Mahkeme başkanının da Necati Aydın'ın kilisedeki konumunu sorduğu tanık Çobanoğlu, “Necati Aydın, Malatya'nın pastörüdür. Hıristiyanlıkla ilgili bilgileri vermekle yükümlüdür. Hristiyanlık'ta cemaatin başında pastör bulunur” diye konuştu.

Tanık Çobanoğlu, “Emre Günaydın'a, Necati Aydın'ın pastör olduğunu yazmıştım. Emre Günaydın konusunda kuşku duymadım. Din ile ilgili araştırma yapıyordu” ifadelerini kullandı. Sanık avukatlarının Kocaeli ve Malatya'daki kiliselerin resmi olup olmamasıyla ilgili sorularına mağdur avukatları tepki gösterdi. Bunun üzerine mahkeme heyeti, kiliselerin konumuyla ilgili soruları davaya katkı vermeyeceği gerekçesiyle reddetti.
Emre G. de mahkemede, cezaevinde kendisine uygulanan güvenlik tedbirlerinin kaldırılmadığını, bu nedenle psikolojisinin bozulduğunu söyledi. Emre G.'nin avukatı Niyazi Toprak ise, müvekkilinin güvenlik nedeniyle hücresinden çıkartılmadığını, cezaevi yönetiminin böyle bir karar aldığını belirterek, uygulama nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu kaydetti.

Malatya 3'ncü Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki 8'ncisi görülen duruşmada, öldürülen Alman uyruklu Tilman Geske'nin Adana'da faaliyet gösteren muhasebecisi Emin Mığı da tanık olarak dinlendi. Mığı, “Ben Tilman Geske'nin muhasebecisiyim. Olayın olduğu gün, Tilman Geske'nin ‘Sılk Road’ adlı şirketinin kapatılması işlemleri için Malatya'ya gelmiştim. Zirve Yayınevi'nde, şirketin kapatılması işlemleri için evrakları tamamlayıp çıkacağım esnada 2 kişi büroya geldi. Bunlardan birisi, montundan tanıdığım sanıklardan A.Y. idi. Gelen 2 kişi Necati ile çok samimi bir şekilde konuşuyorlardı. O anki intibam, gelenler ile Necati'nin önceden tanıştıkları şeklindeydi” dedi.

Şirketin kapatma işlemleri için gittiği Ticaret ve Sanayi Odası'ndaki işlemleri bitirmesinin ardından tekrar Zirve Yayınevi bürosuna gittiğini belirten Mığı, “Kapı açılmadı. Telefon açtım bakılmadı. Ben de her Malatya'ya geldiğimde, Tilman Geske ile sürekli yemek yediğim lokantaya gittim. Ancak Tilman Geske oraya da gelmemişti. Ben de oradan Vergi Dairesi'ne gittim. İşlemler devam ederken, Geske'nin ortağı Angus William Red beni arayarak, Zirve Yayınevi'nde bir şeyler olduğunu söyledi. Olayı böyle öğrendim” diye konuştu.

Sanık avukatlarının “Olaydan haberdar olduktan sonra neden olay yerine gitmediniz de, işlerinize devam ettiniz?” sorusuna karşılık tanık Mığı, “Bana, ‘bir tartışma çıktı, bir kişi yaralandı’ denildi. Olayı televizyondan öğrenmişler. İşlerimizin çok az kalması nedeniyle bekledim” yanıtını cevabını verdi.
Duruşmada dinlenen 2'nci sanık, öldürülen Tilman Geske'nin muhasecisi Emin Mığı oldu. Mığı, Adana'da muhasebecilik yaptığını anlatarak, o gün Malatya'ya Tilman'ın Silk Road isimli firmasının kapatma işlemlerini yapmak için geldiğini söyledi.

Emin Mığı, sabah 07.00 sularında Geske'lerin evine gittiğini ve buradan da Zirve Yayınevi'ne geçerek bir müddet çalıştığını, kendisi içeride bulunduğu bir sırada 2 kişinin oraya geldiğini ve olayda öldürülen Uğur Yüksel ile dostça sohbet ettiklerini dile getiren Mığı, şahıslardan Abuzer Yıldırım'ı teşhis etti.
Emin Mığı, daha sonra Ticaret ve Sanayi Odası ile Beydağı Vergi Dairesi'ndeki işleri halletmek üzere yayınevinden ayrıldığını da söyledi. Mığı, olayı kendisine gelen telefonlardan öğrendiğini de belirterek, “Olayı bana Tilman'ın ortağı Angus Wiillam Raid haber verdi. Ben de olay yerine geldim ve polise ifade verdim” diye konuştu.

Mahkemenin, ‘Olayı öğrendikten sonra neden işlerine devam ettiği ve hemen Yayınevi'ne gitmediği’ yönündeki bir soruya karşılık ise “Ben olayın bu kadar vahim olacağını tahmin etmedim. Sadece bir yaralama olduğunu düşündüm” şeklinde cevapladı.

MHP’LİLER CİNAYETİ BANA TEKLİF ETTİ

Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde ise tanık olarak, Elbistan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Hava Astsubay öğrenciliğinden atılma Metin Doğan isimli kişi dinlendi. Disiplinsizlik suçundan astsubaylık okulunun 2'nci sınıfından atılan Doğan, daha önce savcılığa verdiği ihbar mektubundaki iddialarını burada da tekrarladı.

Doğan, Emre Günaydın'ı daha önceden Ülkü Ocakları'ndan tanıdığını belirterek, “Cinayeti 2005 yılında 300 bin Dolar para karşılığı bana teklif etmişlerdi. Ülkü Ocakları Başkanı B.C, MHP eski Malatya Milletvekili N.H.D., tümgeneral olarak bana tanıtılan H.Ç. ve MHP Malatya İl Başkanı M.E. beni çağırdılar. MHP il binasında Zirve Yayınevi’nin kalemini kırdıklarını, bu işin de bana yakışacağını söylediler” dedi.
Kendisinden 2 kişi daha ayarlamasını ve bu kişilerin olayın ardından öldürülmesini istediklerini iddia eden Doğan, olayı gerçekleştirmeden önce Mersin’de abisiyle birlikte girdikleri bir silahlı çatışmada abisinin öldürüldüğünü kendisinin de abisini öldüreni vurduğu için cezaevine düştüğünü söyledi.

MİLLETVEKİLİ'NDEN PARA ALDIĞINI ÖNE SÜRDÜ

Doğan, ablası Sevim Doğan aracılığıyla Zirve Yayınevi'ne ikaz telefonu açtırdığını, telefona çıkan Necati Aydın'a yapılacak olay hakkında bilgi verdiklerini ifade etti.

Doğan, ayrıca bu olayı yapma karşılığında peşinat olarak MHP eski Malatya Milletvekili N.H.D.'den 10 bin YTL para aldığını da ileri sürdü. Doğan, daha önceki gibi babasının tehdit edildiğini ve akrabası Abdullah Sülük'ün evinin kurşunlandığını iddia etti.

Zirve Yayınevi duruşmasında tanıklar Özge Talas ve Gökhan Talas’ın da ifadeleri alındı. Gökhan Talas, Zirve Yayınevi'ne genelde tanıdıkları kişilerin geldiğini belirterek, kendi çalıştığı dönemde herhangi bir tehdit almadıklarını söyledi.

Mahkemenin son bölümünde ise, tanık Ruhi Polat dinlendi. Polat adının bu davaya karışması nedeniyle ailesinin dağıldığını ve hayatının karardığını beyan ederek, mahkemeden kendisiyle ilgili herşeyin sorulup bu sıkıntıdan kurtarılmasını istedi.

Polat, Zirve Yayınevi cinayetiyle ilgili hiçbir bilgisi bulunmadığını söylerken, misyonerlik konusunda araştırmaları bulunduğu yönündeki beyanlarında gerçeği yansıtmadığını kaydetti. Polat, ayrıca kendisi ile yüzleştirilen Metin Doğan'ın simasının yabancı gelmediğini belirterek, “10 yıl kadar önce bizim kafeye Atilla Doğan ile birlikte geliyordu. Bir samimiyetim yok” şeklinde konuştu.

Metin Doğan ise Polat'ın bahsettiği kafenin 2004 yılında açıldığını 10 yıl önce nasıl görüşmüş olabileceğini kaydetti.

Mahkeme heyeti, tanıkların dinlendiği 8'nci duruşmanın sonunda, bir sonraki duruşmayı, 21 Ağustos 2008 Perşembe günü, saat 09.00'a erteledi.

RADİKAL
Ad
Ad
Ad

Yorum Yaz