Ad

ERGENEKON, YARGI MENSUPLARINI FİŞLEMİŞ

260
Ad
Ergenekon terör örgütünün yargı mensuplarını da fişlediği ortaya çıktı. İşçi Partisi'nde soruşturma kapsamında ele geçirilen CD'lerde Yargıtay üyeleri ile İşçi Partisi ve Ulusal TV arasındaki ilişkiler ağını aydınlatan delillere ulaşıldı.

Yargıç ve savcılarla ilgili özel bilgilerin yer aldığı belgelerde açıkça Yargıtay 8. Dairesi Üyesi Hamdi Yaver Aktan'ın Ulusal TV'nin çıkarları doğrultusunda Danıştay'ı etkilediği belirtiliyor. Aktan'a 'teşekkür edilmesi' gerektiğine değiniliyor.

Ulaştırma Bakanlığı, Ulusal TV'nin kablolu TV'de yayınlarını durdurmuş, bunun üzerine de Ulusal TV, yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay'a başvurmuştu. Danıştay daha sonra Ulusal TV'yi haklı bularak televizyonun kablolu yayından çıkarılması kararını bozmuştu. Hamdi Yaver Aktan'ın ismi, son olarak hükümet aleyhine hazırlanan Yargıtay açıklamasında da geçiyor.

Yüksek yargı mensuplarının fişlendiği belgede, hazırlanan AK Parti dosyasının Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu'na da iletilerek görüşünün alınması isteniyor. Ortaya çıkarılan bilgi ve belgelerden Türkiye'de bazı kesimlerin çok uzun zamandır askerî ve sivil bürokrasi ile el ele vererek AK Parti'yi kapatmak için hazırlıklar yaptığı anlaşılıyor. Belgedeki ifadeler iddianamede şu şekilde yer alıyor: "Yarg. 8 Hamdi Yaver Aktan'a teşekkür edelim. (TV için Danıştay'daki çabalarına). Ancak Baskın'la, Kaboğlu'yla iyi görüşüyor. Gümüşhane Baro başkanının cinayet davasına bakılacak. İ.Selçuk'un yemeği en son ne zaman oldu? Silahçıoğlu en son ne zaman katıldı? Sabih Bey, Yarsav başkanı katılıyor. Murat Özdü iş arıyor. Bakılsın, sıcak yaklaşalım. Yalova Adliye'den Ü. K. ile görüşelim. AKP dosyasını E....a iletelim, görüşünü alalım. Limandaki yemeğe yetiştirelim. Yemeğe E..u dışında E.Poyraz'la Levent Ersöz Paşa da gelecek. Adliyeden M... K....ya fazla uğranılmasın..V.S"

Ürperten iddia: Bingöl'de 33 askerin şehit edilmesini Doğu Perinçek istedi

Ergenekon iddianamesinde terör örgütü PKK'nın kurucuları arasında olduğu ifade edilen İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in, Bingöl'de 33 askerin şehit edildiği eylemin azmettiricisi olduğu ileri sürüldü. Korkunç iddia, Ulusal Kanal Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Akfırat'ın evinde bulunan 4 sayfalık dokümanda yer alıyor.

Türkiye'nin terör ile mücadelesinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilen 33 erin şehit edilmesi olayı, 24 Mayıs 1993 tarihinde yaşandı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki problemleri fark eden 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, PKK mensuplarının dağdan inmesi için projeler üretti. O dönemde Kürtçe konuşma yasağını kaldıracağını açıkladı. Özal'ın açıklamaları örgütte olumlu yankı buldu. Abdullah Öcalan, Lübnan'da bulunan Bekaa Kampı'nda basın açıklaması yaparak tek taraflı ateşkes ilan etti. Herkes bir çözüme doğru gidileceği ümidini taşımaya başladı. Ancak 17 Nisan 1993 tarihinde Turgut Özal hayata gözlerini yumdu. Görüşmeler askıda kaldı. Barış ve huzur ortamından rahatsız olan ve bir 'Kürt-Türk' çatışması çıkarmak isteyen güçler 24 Mayıs'ta Bingöl'de sahne aldı ve 33 askerimiz hain saldırıda şehit düştü. PKK'nın bu eylemiyle birlikte yeşeren umutlar tamamen kayboldu. O dönemde söz konusu eylemi PKK'nın içinde bir grubun işlediği ifade edildi. Olayın olduğu tarihte örgüt içerisinde yer alan tanıklardan 'Galip', iddianamede, 'askerlerin korumasız ve silahsız olarak tehlikeli bir bölge üzerinden gönderilmesine kişisel olarak hiçbir zaman anlam veremediğini' anlatıyor. Ergenekon soruşturması sırasında Adnan Akfırat'ın evinde çıkan bir belgede de olaylara ilişkin yeni bilgiler ortaya çıktı. Aksiyon'un bu haftaki sayısında, bu belgedeki bilgiler aktarılıyor. Doğu Perinçek'in 33 erin şehit edilmesinde azmettirici bir rol üstlendiği, 1991'de ziyaret ettiği PKK kampında Öcalan ile anlaştığı ve örgütün ikinci lideri konumunda bulunduğu bilgisine yer veriliyor. Bunun yanı sıra PKK'lı 'Kendal' kod adlı bir örgüt mensubunun, PKK'nın siyasi kanadı olarak bilinen ERNK'nın yönetimine vermiş olduğu raporda da Doğu Perinçek ve Akın Birdal'ın örgütün silahlı milisleri olduğu belirtiliyor. Örgütün hazırladığı el yazısı ile yazılmış bir başka dokümanda ise "Doğu Perinçek isimli şahsın PKK örgütünün bir neferi olduğu ve liderin (Abdullah Öcalan) ona duyduğu güvenin tam olduğu, Türkçülük hareketinin yok olması çalışmalarında kendisinin örgütten daha fazla çaba sarf ettiği..." ifadeleri dikkat çekiyor.

Abdullah Öcalan'ı imha etmemize engel oldular

Ergenekon soruşturması kapsamında kendi talebi üzerine ifadesine başvurulan eski MİT Müsteşarı Mehmet Eymür de Perinçek'in yabancı servislerle ilişkisi olduğuna dikkat çekiyor. Bir dönem bu grubu takip altına aldığını ve birtakım bağlantılara ulaştığını ifade eden Eymür, "Türkiye'de iki tane İngiliz ve Amerikalılara çalışan casus yakalandı. Bunlardan biri Doğu Perinçek grubu ile doğrudan ilgiliydi. Bu şahıslardan biri emekli Albay Turan Çağlar, diğeri ise MİT'te görevli emekli Kurmay Albay Sebahattin Savaşman idi. Doğu Perinçek her ikisine de sahip çıktı." diyor. Eymür, Abdullah Öcalan'ın öldürülmesi planının da yabancı istihbarat servisleri ile ilişkisi olan bazı kişiler tarafından bozulduğunu söylüyor. Devletin bir dönem Öcalan'ın yok edilmesi operasyonunu dış güçlere bıraktığının ve bunlar için büyük paralar ödendiğinin altını çizen Eymür, bu girişimlerden bir sonuç alınamadığını anlatıyor.

Öcalan'ın avukatı: Perinçek'le görüştüm

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın eski avukatlarından Doğan Erbaş, Doğu Perinçek ve Tuncay Güney'le bir görüşme yaptığını, ancak bu görüşmenin Öcalan'ın yakalanmasının ardından gerçekleştiğini söyledi. Ergenekon soruşturmasının kilit isimlerinden Tuncay Güney'in polise verdiği ifadelerde, terör örgütü PKK ile Veli Küçük ve Doğu Perinçek arasında ilişki olduğu ileri sürülüyor. Doğan Erbaş, görüşmeyi doğruluyor ancak burada da kesinlikle bir pazarlığın olmadığını anlatıyor. Perinçek'in isteğiyle Ulusal Kanal bürosunda bir görüşme yaptıklarını belirten Erbaş, "Görüşme, müvekkilimin mahkemedeki düşünceleri ve çağrıları üzerine oldu." diyor.

Sanıkların tamamı Silivri'ye naklediliyor

'Ergenekon' davasına ilişkin yargılamayı yapacak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, dosya üzerinden yaptığı incelemenin ardından güvenliğin sağlanması bakımından duruşmaların Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü içindeki duruşma salonunda yapılmasını karara bağladı. Tüm tutuklu sanıkların Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'ne nakli için Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları Genel Müdürlüğü'ne ve ilgili cezaevlerine yazı yazılmasına hükmeden mahkeme, duruşmaların yapılacağı yerle ilgili gerekli düzenlemeler için Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı gönderilmesini kararlaştırdı. Mahkeme, davanın ilk duruşmasının 20 Ekim 2008 saat 09.00'da yapılmasına, sanık sayısının fazla olması dikkate alınarak, uzaması halinde duruşmanın devam eden günlerde de saat 09.00'da başlamasına karar verdi.

Bayrak yakma olayı da Ergenekon oyunu

Mersin'de 20 Mart 2005 tarihindeki Nevruz kutlamaları sırasında bayrak yakma eyleminin de Ergenekon terör örgütü tarafından organize edildiği ortaya çıktı. İddianamede soruşturma kapsamında ifade veren ve kayıtlara 'Gizli Tanık 17' olarak geçen kişi şunları söylüyor: "Ali Kutlu, Mersin ilinden derneğe gelmişti. Kendisinin Vatansever Kuvvetler Güç Birliği (VKGB) oluşumunun başlangıcında yer aldığını anlatıyordu. Bu kişinin Mersin'de VKGB tarafından organize edilen bayrak mitinginde yer aldığını, bu miting öncesi 2 adet Türk bayrağının VKGB tarafından halkın galeyana getirilmesi için özellikle yaktırıldığını, bundan dolayı da 10.000 kişinin tepki amaçlı Türk bayrağı açtığını bizzat kendisinden duydum." Kutlu, Ergenekon terör örgütünün tetikçileri arasında yer alıyordu.

Sahte dinî vakıflarla camilerde el açmışlar!

Örgüte gelir getirmek amacıyla uyuşturucu kaçakçılığı yapan, vatandaşların hackerlar vasıtasıyla banka hesaplarını boşaltan ve gelir elde etmek için her şeyi mubah sayan Ergenekon terör örgütü, camilere de el atmış. Halkın inançlarını istismar eden Ergenekoncular, dinî vakıfların camilerde para topladığı hatırlatılarak, 'dinî içerikli naylon vakıflar' kurulması kararı almış. Örgütsel içerikli belgelerde yer alan 'Örgüte Gelir Getirici İllegal Faaliyetler' başlığı altında buna yer veriliyor. Camilerde yardım toplayan dinî vakıfların fundamentalist faaliyetler doğrultusunda kurulduğu öne sürülerek, bu tür vakıfların halktan para toplayarak güçlenmesinin önüne geçilmesi isteniyor. Bu çerçevede, dinî vakıflarla aynı kulvarda yarışacak naylon vakıfların kurulması öneriliyor. Yine aynı şekilde camilerde 'dinî görünüm' altında halktan para toplanması amaçlanıyor.

Kullanacağı adamlara 'çürük' raporu almış

Ergenekon tutuklusu emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün, kullanacağı adamlara askerlik yapmamalarını sağlamak için 'çürük' raporu aldığı öğrenildi. Bunlar arasındaki iki örnek Sedat Peker ve Tuncay Güney. İddiaya göre, kendilerine askerlik işlemlerinde yardım için gelen bazı gençleri seçiyorlardı. Bunu bizzat doğrulayan Güney, Veli Küçük'ün her ikisine de çürük raporu alıp askerlik yaptırmadığı bilgisini verdi. Örgütün yöneticisi olmakla suçlanan Veli Küçük hakkında, tayin ve terfilerde halen etkili olduğu iddiası da var. Bazı kişilerin askerlik işlemlerini takip ettiği ve torpil yaptırdığı belirtiliyor.

Banka soymak için hacker timi


Ergenekon terör örgütünün, istihbarat toplamak ve gelir sağlamak için yaklaşık 200 hacker'ı kullandığı ortaya çıktı. İddianamedeki tespitlere göre, Özel Büro çatısı altında bulunan 'Hackerlar Grubu'nu Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan Erkut Ersoy kuruyor. Grup vasıtasıyla, 'milli amaçlara hizmet etme adına' hacker'lara, tüm yerli ve yabancı mail gruplarını takip ettirme gibi çeşitli görevler verilerek bunları yerine getirmeleri isteniyor. İddianamede ayrıca, örgüte ait gizli istihbarat biriminin lideri olduğu öne sürülen Ersoy'un, Ergenekon sanıklarından Fikri Karadağ'a bağlı olarak çalıştığı ve hacker'ların 'Türk Hack Timi' adı altında Kuvayı Milliye çatısı altında bir araya getirileceği bilgisi de yer alıyor. Ergenekon soruşturması kapsamında ele geçirilen 'Lobi' isimli dokümanın 'Kaynak Yaratılması' başlıklı bölümünde örgütün finansal kaynak bulabilmesi için yurtiçi ve yurtdışındaki çeşitli hesaplardan para aktarması gerektiği, bu işlemin de hacker'lar vasıtasıyla kolay ve başarılı bir şekilde gerçekleştirilebileceği dile getiriliyor. 'Bankalardan hacker'ler yoluyla para çalma' hususu iddianamede de 'Örgüte Gelir Getirici İllegal Faaliyetler' arasında gösteriliyor. İddianamede, 'şüpheli Ersoy'un örgütün talimatları ve amaçları doğrultusunda, Hackers grubu kurduğu' aktarılıyor.

Çarşamba'ya sızan Erol Ölmez, örgütün 'tetikçi'si


Ergenekon terör örgütünün Çarşamba cemaatine sızmak için görevlendirdiği Erol Ölmez'in, örgütün tetikçi kanadında yer aldığı ortaya çıktı. İddianamenin ilgili bölümünde örgütün birçok ünlü isme yönelik düzenleyeceği suikast ve çeşitli bombalama eyleminde kullanacağı 'tetikçi'ler 'Silahlı Örgüt Mensupları ve Eylem Grupları' başlığı altında yer alıyor. Burada adı yazılı şahıslar arasında Erol Ölmez de bulunuyor. Ölmez, diğer bir tetikçi isim Kuvayı Milliye Derneği Başkan Yardımcısı Kahraman Şahin ile yaptığı telefon görüşmesinde Çarşamba cemaatinin içine girmek için görevlendirildiğini açık açık anlatmıştı. 3 Eylül 2006 tarihinde İsmailağa Camii'nde emekli vaiz Bayram Öztürk, kendisine yapılan bıçaklı bir saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

Ergenekoncular, şehitleri de kullanmış

Ergenekon terör örgütünün, halkı hükümete karşı kışkırtmak ve isyana teşvik etmek için şehit cenazelerini de kullandığı ortaya çıktı. İddianameye göre, provokasyon amacıyla cenaze törenlerinde bir taraftan tekbir naraları, diğer yandan laiklik sloganları atılıyor. Oluşturulan 'özel' gruplar şehit cenazelerinde provokasyon yapıyor. Savcılık tespitlerinde 'mevcut demokratik düzenin yıkılmasına yönelik istedikleri ortamın gerçekleşmesi için şehit cenazelerini bile malzeme yaptıklarının anlaşıldığı' ifade edildi. Özellikle son yıllarda Türk-Kürt çatışması çıkarmaya yönelik toplu gösteri yürüyüşleri, bayrak eylemleri ve şehit cenazelerinde düzenlenen provokatif eylemlerin Ergenekon terör örgütü tarafından organize edildiği tespit edildi. Operasyon kapsamında tutuklu bulunan Kahraman Şahin ile Begüm adlı şahıs arasında geçen telefon görüşmesi de tespitleri onaylar nitelikte. Begüm adlı şahsın, "Fikri Paşa'ya söyleyemedim, şu şehitlerden dolayı, Erdoğan'a inat bir miting düzenleyemiyor muyuz İstanbul'da?" şeklinde konuşuyor. Şahin de Begüm'e "Düzenleriz." diyor. Bir başka provokasyon olayı şöyle gerçekleşiyor: Mersin'in Muğdat Camii'nde düzenlenen şehit cenazesine VKGBH derneğini temsilen Mesut Sezer önderliğinde bir grup katılıyor. Katılan grup içerisinden Selçuk Cancan'ın cenazeye katılan milletvekillerine ve TBMM'ye küfür ettiği, bunun üzerine Mersin Milletvekili Saffet Benli'nin adı geçenden şikâyetçi olduğu, Selçuk Cancan'ın hakkında yapılan işlemlerden sonra çıkarıldığı mahkemece tutuklandığı tespit ediliyor. Mesut Sezer'in telefonda şehit cenazesinde yaptıklarından dolayı Ahmet Cinali'ye gururla "Ortalığı yıkıyoruz, akşam haberlerde izlersin." dediği, Ahmet Cinali'nin ise cevaben "Çok güzel, basın var mı?" şeklinde sorduğu anlaşılıyor.
Ad
Ad

Yorum Yaz