AKP iktidarı kendini kandırmaya devam ediyor

360552
Ad
Moskova'da 6 Aralık 2016'da Hizb-ut Tahrir'e yönelik büyük bir polis operasyonu oldu; 25 kişi gözaltına alındı. Neden kimse bunlar üzerinde durmuyor; sürekli FETÖ diyorlar

Bir yanda Arnavut çeteleri…

Diğer yanda Bulgar çeteleri…

Osmanlı'ya karşı terör estiriyordu.

Balkanlar kaynıyordu…

Böyle bir siyasal atmosferde Aleksandır Arkadiyeviç Rostkovski Rusya'nın Manastır Konsolosu olarak atandı.

Tarih: 8 Ağustos 1903.


Konsolos Rostkovski, Nüzhetiye Karakolu önündeki askerlerin, kendisini selamlamadığını görünce üzerlerine yürüdü; hakaretler etti ve kamçıyla vurmaya başladı. Bunun üzerine Halim adlı jandarma eri konsolosu vurup öldürdü.

Rusya ayağa kalktı; II. Abdülhamit'e baskı yaptı.

Divan-ı Harp, Halim'i; ve yanında bulunan diğer asker Abbas'ı idama mahkum etti.

İki Mehmetçik, II. Abdülhamit'ten af diledi. Kabul görmedi. Aksine II. Abdülhamit, “ilişkiler bozulmasın” diye Rusları hediyelere boğdu. Ve…

Rus konsolosun öldüğü yerde kurulan darağacında iki Mehmetçik idam edildi.

Bu girişi yapmamın sebebi şu:

Bu hazin olay, 19 Aralık 2016'da gerçekleşse AKP iktidarının ve yandaşların tavrı ne olurdu

Halim ve Abbas için karanlık senaryonun maşası derlerdi!

Provokasyon sözcüğünü dillerinden düşürmezlerdi.


Ve mutlaka şunu söylerlerdi; “Rusya ile ilişkilerimizi bozmak isteyenler bu cinayeti yaptırmışlardır!”

Oysa…

Her cinayetin ardından büyük laflar ederek, sığ komplolar inşa etmenin; ve siyasi çıkar için olayı karartmanın gereği yok!

Gerçeğin en büyük düşmanı tarafgirliktir.

Gerçek güneş gibidir; kimi zaman karartılır ama söndürülemez.


Biliyoruz ki… AKP, Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov'un öldürülmesinin sorumluluğunu FETÖ'ye yıkıp bu işten kurtulma peşinde. Gerçekleri kendine uydurmaya çalışıyor; yerseniz!

Tamam bizi kandırdıklarını düşünsünler; ama kendilerini kandırmasınlar; çünkü tehlike çok büyük!

Gerçeğin faydasından vazgeçmek Türkiye için yıkım olur.

Şöyle…

ALTI GÜNDE NE OLDU

Önce şunu belirtmeliyim:

AKP ve MHP milletvekilleri son günlerdeki gelişmelerin de gösterdiği gibi başkanlık sistemine karşı çıkmalıdır. Çünkü…

Ülkenin kaderini bir tek kişiye bırakırsanız ülkenin başı beladan kurtulmaz. İşte yaşanılan Suriye politikası ve sonuçları.

Hatırlatma yapmalıyım:

Erdoğan, 28 Şubat ve 14 Mart 2011 tarihlerinde, NATO'nun Libya'ya müdahalesine “böyle saçmalık olur mu” diye karşı çıkarak alkışlanacak bir çıkış yaptı.

Fakat. Altı gün sonra, NATO'ya yeşil ışık yaktı; ve yetmezmiş gibi NATO gücüne beş savaş gemisi ve bir denizaltı ile katılacağını açıkladı.

Bu altı günde ne oldu?

Hâlâ bilinmiyor! Oysa çok önemli…

Bu altı gün sonunda “stratejik derinlik sarhoşu” olan tek kişilik AKP iktidarı, Suriye politikasını da kökten değiştirdi. Selefi-Vehhabi El Kaide/En Nusra örgütüyle ilişki-ittifak kurdu. Türkiye bataklığa böyle çekildi…

Ve bu -ABD'nin bile başına bela olmuş- kirli ilişki o hale geldi ki; dünya ülkelerinin terör listesine aldığı Nusra'yı Türkiye savunur oldu; Nusra'ya terör örgütü diyenlere kızdı.

Eylem karnesinde kafa kesme, toplu katliam gibi insanlık suçları bulunan -ABD'nin Irak'ta doğurduğu- Nusra, yandaş medyada “İslamcı Mücahitler” olarak gösterildi.

Bu kirli ilişki o hale geldi ki Putin, 18 Ekim 2016'da Türkiye'ye “Nusra'yı Halep'ten çekin” uyarısında bulundu! Erdoğan “talimatı verdim” dedi.

Sonra Halep düştü.

Sonra Türkiye'de Halep'e destek yürüyüşleri oldu. Siyasi tansiyon yükseldi. Duygusal görüntüler yayınlanmaya başlandı. Ve…

Sonra bağnaz polis Nusra sloganı atarak Rus elçisini öldürdü.

Siz bunun altında çapanoğlu arıyorsanız; Nusra'yı kimin “doğurduğuna” bakın!

22 yaşındaki akılsız fanatik polis bunları nasıl bilsin?

HİZB-UT TAHRİR

AKP iktidarı kendini kandırmaya devam ediyor.

Halbuki… Hepimiz aynı gemideyiz.

Ölenlerin hepsi bizim çocuklarımız.

Katiller de bizim çocuklarımız.

AKP iktidarı gerçeklerle yüzleşmek zorunda.

Nusra gibi Türkiye'de cirit atan örgütleri doğru değerlendiremezse benzer cinayetlerle daha çok karşılaşır. Öyle çok çapraşık değerlendirmeler yapmaya gerek yok. Baksanıza…

Rus elçisi cinayeti tam anlamıyla amatör işi gözüküyor: Sergi yerine üç gün önceden gelip keşif yapması, otelde kalması, elçiye öfkeyle dokuz kurşun sıkması vs. bunlar katil polisin profesyonel suikastçı olmadığını gösteriyor.

Cinayete, 13 Aralık 2016'daki Rusya'nın Ankara Büyükelçiliği önündeki Halep protestosundan sonra karar verdiği belli; çünkü o akşam elçilik önünde görevli polislerden biri.

Keza… Eklemeliyim:

Rus elçiliği-konsolosluğu protestolarını organize eden gruplardan biri de, Hizb-ut Tahrir idi. İlginçtir; Moskova'da 6 Aralık 2016'da Hizb-ut Tahrir'e yönelik büyük bir polis operasyonu oldu; 25 kişi gözaltına alındı. Neden kimse bunlar üzerinde durmuyor; sürekli FETÖ diyorlar?

AKP iktidarının, (bir dönem her taşın altında Ergenekoncu araması gibi) salt FETÖ ilişkisi üzerinde durup bu cinayette başka örgüt parmağı yokmuş gibi demeçler vermesi, Rusları bile ikna etmedi ki, 18 kişilik araştırma ekibi gönderdiler.

Gazetecilere konuşan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov dün ne dedi:

“Moskova, soruşturma ekibinin çalışmalarının sonuçlarının beklenmesi gerektiğine inanıyor!”

Rus haber ajansı Sputnik'in, büyükelçi cinayetini Nusra'nın üstlendiği bilgisine de pek güvenmeyiniz. Örgüt propaganda için üstlenmiş olabilir. Velhasıl…

Gerçekler ortaya çıkınca “zannetmeler” biter!

Oysa, AKP'nin havası şu:

FETÖ çıkarsa yırtarız!


Nusra çıkarsa başımız ağrır!

Gerçek'ten başka adalet yoktur.

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Odatv.com
Ad

Yorum Yaz