Ad

Ve AKP cephesi MHP'yi tartışmaya başladı

361906
Ad

Sonuçlar daha gelmeden AKP cephesinden MHP'ye yönelik tartışma yaratacak açıklamalar geldi...

 
Türkiye başkanlık anayasası olarak nitelendirilen anayasa değişiklik referandumunda sandığa gitti. Sonuçlar daha gelmeden AKP cephesinden MHP'ye yönelik tartışma yaratacak açıklamalar geldi.

AK Troller de sonuçların netleşmesinin ardından MHP'ye yüklenmesi dikkat çekti.

Ak Troller'in liderlerinden Esat Ç. adlı Twitter hesabı da "Cumhurbaşkanlığı sonuçlarının neredeyse aynısı geliyor. bu demektir ki; ERDOĞAN = EVET. Bu demektir ki; MHP kapısına kilit vursun" ifadelerini paylaşması dikkat çekti.

Erdoğan'a yakınlığıyla bilinen Bayram Zilan da Twitter hesabından yaptığı paylaşımda MHP'ye yüklenerek, "Daha fazla MHP'nin belediye kazandığı illerde 'Hayır' önde..." diye yazdı.

AKP'li gazetecilerden Melih Altınok da benzer bir tepki ortaya koyarak Twitter adresinden, "Devlet Bahçeli'nin samimi çabalarına rağmen MHP'den kayda değer bir evet çıkmadı. Osmaniye'de bile hayır yüzde 47" ifadelerini paylaştı.

Hükümete yakın gazetecilerden Cemile Bayraktar da Twitter'dan, "1.AKParti tabanında fire var 2.MHP'den çok1şey gelmedi ama Bahçeli'nin dayanışması iyiydi 3.MHP,Kürt oylarına olumsuz etki yaptı" diye yazarak paylaştı.

AKP cephesinden ise eleştirilerin ilk işaret fişeğini de Tuğrul Türkeş yaktı.

Aydınlık'ın haberine göre Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Tuğrul Türkeş, oyunu kullandıktan sonra cep telefonundan çevresine "Başbuğ Alparslan Türkeş 'in vefatının 20. Yılında Ülkü Ocakları" başlıklı toplu bir mesaj yolladı. Türkeş'in 6 Nisan 2017 tarihinde yazdığı yazıyı referandum günü paylaşması dikkat çekerken, Türkeş, paylaştığı yazıda şu ifadeleri kullandı:

"Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in kurduğu ve gelişmesine özen gösterdiği bir kurum olan Ülkü Ocakları’nın bugün içine düştüğü durum üzüntü vericidir. Türk insanının ülkesini tanıması ve sevmesi esaslı başlatılan bu çalışmalarda hedef yarının büyük ve müreffeh Türkiye’si idealine ulaşmaktır. Merhum Türkeş’in işaret ettiği bu ülkü doğrultusunda çalışan ve çabalayana da ülkücü denir.

Bu hedefi şaşıran, bu doğrultuda çabalamayan insanların, içinde veya başında bulunduğu kurum ve kuruluşların adı ne olursa olsun orası merhum Alparslan Türkeş’in kurduğu ülkü ocakları değildir. Nefsini ve şahsî çıkarlarını her şeyin üstünde tutarak Türkeş ailesine saldıracak kadar gözü dönenlere de ülkücü demek mümkün değildir. Çıkar odaklı çeteleşerek, bir kişi ya da bir kuruluşun güvenlik görevlisi gibi hareket etmek bir Bozkurt’un yapacağı iş değil, olsa olsa çakalların ya da başka mahlukatın işi olsa gerektir. Güzel Türkçe’miz ile söylemeye çalıştıkları herzeleri kuş ciklemesinde (yani 160 karakter’de) dahi beceremeyen; ne imlâsı, ne de sözcükleri ile Türkçeyi kullanamayanların ülkücülükten bahsetmeleri söz konusu bile değildir.

15 Temmuz darbe girişiminde sessiz çoğunlukların, darbeye karşı bedenlerini siper ettikleri yerde; bir yere saklanıp sonuca göre şekil almak üzere sabahı bekleyenlerden ülkücü olmaz. Türkiye ve Türk Dünyası ile ilgili meselelere ilgisiz, onları önceliği yapamayanların gereksiz gürültüleri beyhudedir.

İNGİLİZLERİN ÖNERDİĞİNİ CUMHURBAŞKANI ADAYI YAPTILAR

Kırım’ın işgalinde sessiz, Tayland’daki Uygur Türklerine ilgisiz, Kerkük Türklerinin paçavraya karşı (bayrak) kavgasında hareketsiz duranların; koruma ve güvenlik sağlama iddia ettikleri firmalar nezdinde karizmalarının çizildiğini düşünüp, salyalı ağızlarıyla bağırmaları yakışıksız davranıştan öteye bir şey değildir.

Ülkücü, Türkiye’nin nerede olduğunu ve nereye doğru gittiğini bilen adam/adamlar demektir. İngiliz’in önerdiği Cumhurbaşkanı adayını arz edenlerin, Okyanus ötesinin talimatlarıyla koalisyonların kurulmasına engel olunduğu safhada, Türkiye kaosa sürüklenirken yanlış tarafta duranların, kişisel korumasını öncelikleyen şahsiyetlerin Türkiye Cumhuriyeti Devleti yönetimi ve yöneticileri hakkında tek bir söz söyleme hakları bulunmamaktadır.

Demokrasi ve hukuk içinde yarının büyük Türkiye’sini kurma gayretlerinde, sadece fren görevi görenlerin ne işe yaradıklarını artık görmeleri gerekir.

Bir liderleri varsa onu dinlemeden hareket edenlerin veya (ihtimal vermemekle birlikte) liderlerinin talimatı ile yapıyorlar ise bu yaptıklarının yakışıksız olduğunu idrak etme zamanları gelmiş ve geçmektedir. Çakır keyf saatlerinde atılan tweetlerle hiçbir şey elde edilemeyeceğini en iyi bilmesi gerekenler Ülkücü Hareket olmalıdır.

OĞLUNU YETİŞTİREMEMİŞ DİYENLER...

Ülke meselelerini iki adet çakaralmaz ile çözeceğini zanneden zavallıların Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin cesametini ve gücünü bilmedikleri veya azımsadıkları aşikardır.

Kendilerine yapılan bir ağabey uyarısından ders almak yerine, havlamak bir Bozkurt’un yapacağı iş değildir. Liderim dedikleri şahsiyete eleştiriler yapıldığında aynı duyarlılığı göstermeyenlerin kendi nefisleri söz konusu olduğunda kurumları bu kadar hoyratça kullanmaları kabul edilemez.

Merhum Türkeş’e bağlı olduğunu iddia edenlerin, Türkeş’in fikirleri, dünya görüşü ve ideolojisi doğrultusunda kendi oğlunu bile yetiştiremediğini söylemeleri ve bu beyanları ile kendilerinin sıfırlandığını idrak etmemeleri de zavallılıklarının ayrı bir göstergesidir.

Son günlerde yapılan sorumsuz sözler ve açıklamalar nedeniyle yukarıda belirttiğim görüşlerimi 50 yıllık şanlı geçmişin her safhasında yer alan ülkücü camia ile, Türk milliyetçileri ile ve Türk milleti ile paylaşmayı uygun buldum."

MEHMET ALİ ŞAHİN: YETERLİ 'EVET' OYU GELMEDİ

TBMM eski Başkanı, AKP Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin, "Şu anda 'evet' oylarının tamamına yakınının 1 Kasım seçimlerinde Ak Parti'ye oy vermiş olan seçmenlerimiz olduğunu düşünüyorum. Kendilerinden, tabanlarından oy beklediğimiz siyasi partilerden yeterli 'evet' oyunun gelmediğini görüyorum" dedi.

Şahin, seçim bölgesi Karabük'te ulusal bir tv kanalı programına telefonla bağlanarak Anayasa referandumunun resmi olmayan sonuçlarını değerlendirdi. Şahin, 'evet' oylarının tamamına yakınının 1 Kasım seçimlerinde Ak Parti'ye oy veren seçmenler olduğunu düşündüğünü söyleyerek şöyle konuştu:

"Tamamının değil ama çok önemli bir bölümünün böyle olduğunu düşünüyorum. Seçim bölgem Karabük'teyim şu anda. Karabük'te 1 Kasım'da yüzde 60.5 oy almıştık. Şu anda da yüzde 60.8'iz . Yani Karabük'te 1 Kasım'da almış olduğumuz oy, halk oylamasında da 'evet' olarak sandığa yansımıştır. Kendilerinden, tabanlarından oy beklediğimiz siyasi partilerden yeterli 'evet' oyunun gelmediğini görüyorum. Ancak şunu da söylemem lazım. Haksızlık yapmış olurum. Özellikle MHP Karabük'te Belediye Başkanı, İl Başkanı ve teşkilat başkanları birlikte çalıştık. Halk oylamasında onlar ellerinden gelen gayreti gösterdiler. Ancak tabanlarından gerekli desteğin bu halk oylamasında gelmediğini görüyorum. O da vatandaşlarımızın tercihidir. Suçlayacak falan değilim. Kimseyi suçlayamayız. Şu anda görünen bu anayasa değişikliğinin halkımız tarafından yüzde 51 civarında kabul edildiği. Ülkemiz için hayırlı sonuçlar vermesini diliyorum."

Demokrasilerde 1 oy fazla çıktığında o oyun ifade ettiği sonucun kabul edilmiş anlamına geldiğine işaret eden Şahin, "Bizim beklentimiz 'evet' oylarının bunun üstünde olması şeklindeydi. Ben doğrusu biraz daha yukarıda bekliyordum. Halkımız, milletimiz böyle bir irade ortaya koydular, ona da saygı duyuyorum" dedi.

Odatv.com

Ad
Ad
Ad

Yorum Yaz