Ad

Referandum sonrası protestolar: Provokasyon mu haklı tepki mi?

361961
Ad

Anayasa değişikliği referandumunun ardından Yüksek Seçim Kurulu'nun mühürsüz oy ve zarfları geçerli kabul etmesi, sonuçlarla ilgili ‘şaibe' iddialarını gündeme getirdi ve İstanbul başta olmak üzere pek çok kentte protesto gösterileri düzenlendi.

16 Nisan anayasa değişikliği referandumunun ardından, oylamanın ‘meşru olmadığı' iddiasıyla gerçekleştirilen protestoların yanı sıra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) olağanüstü halin uzatılması yönündeki tavsiye kararı Türkiye'nin gündemine oturdu. Erdoğan, referandumu takip eden protestolarla ilgili olarak 2013 yılının Mayıs ayı sonunda, İstanbul Taksim'deki Gezi Parkı'nın yerine Topçu Kışlası ve alışveriş merkezi yapılmasına karşı başlayan ve Türkiye geneline yayılan Gezi Parkı eylemlerine atıfta bulunarak "İşte bunlar Gezici. Bunlar tencere tavacı. Tencere tava hep aynı hava" şeklindeki sözleri, sokağın tekrar gerilebileceğine işaret ediyor.

 

Söz konusu protestoların ne kadar süreceği veya seçimlerin iptal edilmesi yönündeki talebin yerine getirilmesi konusunda ne denli rol oynayacağı henüz belirsizliğini koruyor olsa da protestolarla ilgili çağrılar devam ediyor.

İktidar kanadında, 2013'teki Gezi eylemleri çağrışımı yaratan protestolar konusunda, muhalif parti ve dernekler kendinden emin ve çağrılarına devam ediyor, ana muhalefet partisi CHP ise, protestolara temkinli yaklaşıyor.

Sputnik anayasa referandumu sonrası, konuyla ilgili tüm tarafların görüşüne başvurdu. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) İstanbul Milletvekili Aziz Babuşçu, protestoların, ‘geçmişteki Gezi kalkışması gibi uluslararası birtakım güçlerin yerli iş birlikçilerle yeni bir deneme çabası ve kaos girişimi olarak nitelendirirken, protestolarda aktif bir şekilde yer alan Halkın Türkiye Komünist Partisi (HTKP) Genel Başkanı Erkan Baş "Gösteriler meşru ve sürmeli' dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Gençlik Kolları üyesi Mücahit Avcı ise, protestolara temkinli yaklaşarak, ‘provokasyon' olasılığına dikkat çekti. Avcı, OHAL sürecini hatırlatarak "Bu protestolar 1 Mayıs'a kadar büyüyebilir ancak büyümesi de provokasyonları beraberinde getirebilir" dedi.

İşte, referandum sonrası protestolarla ilgili, tüm tarafların görüşleri:

'TIPKI GEZİ KALKIŞMASI GİBİ ULUSLARARASI GÜÇLERLE YERLİ İŞBİRLİKÇİLERİN KAOS ARAYIŞI'

AK Parti İstanbul Milletvekili Aziz Babuşçu, anayasa değişikliği referandumunda şaibe iddiaları ve YSK'nın önceki uygulamalarının aksine mühürsüz oy ve zarfları geçerli kabul etmesi nedeniyle düzenlenen protesto gösterilerini Sputnik'e değerlendirdi.

 

Babuşçu, YSK'nın mühürsüz zarfları geçerli kabul etmesiyle ilgili "YSK'nın orada söylediği, zarfın ve pusulanın filigranlı olarak gerçek olduğu ama bu gerçeklik karşısında seçmenlerin iradelerinin sandığa yansıtılması konusunda sandık kurulu heyetinin hatası, yanlışı ya da kastı dolayısıyla seçmenlerin iradesinin sandığa yansımasına engel teşkil etmemesiyle ilgili bir karar aldığı gerçeğidir. Burada kimse ‘Hayır diyen oy pusulaları geçersiz sayıldı' demiyor, böyle bir şey yok ortada. Henüz sisteme hiçbir giriş işlemi yapılmadan ortaya çıkan bu fiili durumu bertaraf etmeye dönük YSK'nın aldığı bir karar var. Burada aslolan oy pusulasının, zarfın, mührün gerçek olmasıdır. Ötesi usulü bir işlemdir ve usulü işlemde kurul üyeleri hata yapmıştır. YSK'nın yaptığı bu kurul üyelerinin hatası yüzünden seçmenlerin iradelerinin sandığa yansımasının önünü açmaktır ve doğrudur" dedi.

YSK kararına karşı düzenlenen protesto gösterilerini de değerlendiren Babuşçu şöyle konuştu:

"Şimdi buna dönük protestolar bu açık yüreklilikle ortaya koyduğumuz bu gerçek karşısında burada iyi niyet yoktur, burada tıpkı geçmişteki Gezi kalkışması gibi uluslararası birtakım güçlerin yerli iş birlikçilerle yeni bir deneme çabasıdır, kaos girişimi arayışıdır. Ama bu millet bu tür arayışlara bugüne kadar cevap verdi, bundan sonra da verir. Bunlar boş ve beyhude çabalar. Bu eylemlere katılan bu ülkenin vatandaşı gençlerimizin, uluslararası güçlerin operasyonlarına katılmasını doğru bulmuyorum."

'BU TOPRAKLARDAKİ HİÇBİR KARDEŞİMİZİN BUNA ALET OLMAMASI GEREKİR'

 

Meclis'te düzenlemelerin bir oy farkla bile kabul edildiğinde kanunlaştığını, halk oylamasında da bir oy fazlayla alınan kararın hukuki olduğunu ifade eden Babuşçu "Bizim evet diyeniyle hayır diyeniyle toplumun bütün kesimleriyle milletimiz adına buradan nasıl bir sinerji üretebiliriz, bu konuda kafa yormak, düşünce söylemek gerekir diye düşünüyorum. Onun için ben bu protesto eylemlerini samimiyetten uzak ve maalesef birtakım uluslararası güçlerin işi olarak görüyorum. Bu referandumu nasıl bir kampanyayla yürüttüğümüz ortada, karşımızda ülke olarak cephe alan güç merkezlerini de gördüğümüzde yazık olur diyorum. Ülkemize, milletimize, çocuklarımıza, geleceğimize yazık olur. Bu topraklarda yaşayan hiçbir insanın, kardeşimizin buna alet olmaması gerekir" diye konuştu.

'CHP DE BU SENARYONUN BİR PARÇASI'

CHP'nin referandumun iptali için YSK'ya başvurmasını da değerlendiren Babuşçu "Onun da hiçbir anlamı yok. O da bu senaryonun bir başka versiyonudur. Bu senaryo ortak bir senaryodur. CHP bu senaryonun dışında değildir. O senaryonun bir parçası olarak bir taraftan da böyle bir provokatif manipülasyon yapıyor CHP, bu bildik bir şey" dedi.

Babuşçu, olağanüstü halin üç ay süreyle uzatılması konusunda ise "Ülkemizde teröre karşı kesintisiz bir mücadele devam ediyor. Hala ülkemizde FETÖ terör örgütünün birtakım darbe girişimi çabası bağlamında sosyal medyada şurada burada birtakım şeyler yazılıp çiziliyor, söyleniyor. Biz ülkemizi, milletimizin geleceğini terör belasıyla mücadele ettiğimiz süreçte riske edemeyiz, böyle bir lüksümüz yok. Terörle yoğun bir şekilde mücadele ettiğimiz bu süreçte olağanüstü halin, ülkemizin ve milletimizin geleceği açısından devamı gerekiyorsa, ki gerekiyor, Meclis bunun gereğini yapacaktır" diye konuştu.

‘HALKIN DİRENİŞİ SON DERECE HAKLI'

 

Halkın Türkiye Komünist Partisi (HTKP) Genel Başkanı Erkan Baş Sputnik'e yaptığı açıklamada "Hileli, yolsuzluğun ve iktidar kaynaklı manipülasyonların devreye girdiği, dolayısıyla inandırıcılığını yitiren bir referandum gerçekleştirildi. Biz de parti olarak bu referandum sonuçlarının meşru olmadığı kanaatindeyiz. Bu yüzden gelişen halk tepkisi son derece yerinde ve haklı" dedi.

Tepkilerin süreceğini söyleyen Baş "Hukukun işlediği herhangi bir ülkede, bu seçimler iptal edilirdi. Referandumun her aşamasında sayısız hukuksuzluk var. OHAL'in ilanı, milletvekilleri ve gazetecilerin tutuklanması, parlamentoda açık oy kullanılması, süreç boyunca hayır taraftarlarına yönelik baskı uygulanırken evet'çilerin devlet imkanlarını kullanması, YSK'nın yasa tanımaz tavrı ve Türkiye'nin çeşitli yerlerinde sandıkların bir kısmının içinden tamamen ‘evet' oyu çıkması…Tüm bunları üst üste koyunca böylesi bir referandum sonucunu meşru saymak imkansız. Ama Türkiye'de geldiğimiz noktada hukuk iç karartıcı olduğu için kesin bir şey söylemek zor. Umarım halk hayır oyuna sahip çıkacaktır" dedi.

‘OHAL TEPKİLERİN ÜZERİNİ ÖRTEMEZ'

İktidarın, olağanüstü hal yetkisini kendisine yönelik tepki ve öfkeleri bastırmak için kullandığını ifade eden Baş "Gözüken o ki ortaya çıkan tablonun toplumun geniş kesimlerini rahatsız ettiğinin farkında olsa gerek ki OHAL'i apar topar uzatmak durumunda kaldı. Biz OHAL de dahil olmak üzere hiç bir yolla bu tepkilerin üzerini örtemeyeceğine inanıyoruz. Bu tepkilerin sürecektir.. Referandum hırsızlık, yolsuzluk ve manipülasyonlarla kabul ettirilmeye çalışılıyor. Buna karşı çıkan tüm tepkiler meşrudur" ifadelerini kullandı.

Baş "Türkiye'nin bu anayasayla yönetilebileceğini sanmıyorum. Halkın direnç buna izin vermeyecektir" diye ekledi.

‘SOKAK GÖSTERİLERİ MEŞRUİYETİ ZEDELEYEBİLİR'

Sputnik'e konuşan bir diğer isim CHP Gençlik Kolları üyesi Mücahit Avcı, düzenlenmekte olan sokak gösterilerinin, mühürsüz oyların YSK tarafından geçerli sayılmasına yönelik ‘meşru itirazlara' gölge düşürebileceğini ifade etti:

"Bir OHAL süreci yaşıyoruz ve toplumsal olayların çıkma ihtimali bu OHAL'in uzatılmasını gündeme getirdi. Bu şartlar altında sokağa çıkıp eylem yapmak, seçimlerdeki pusulasız oyların geçersiz olduğuna ilişkin meşru görüşleri, gayrimeşru konuma itebilir diye düşünüyorum."

Sokak eylemlerinin geniş çaplı bir hal alması durumunda, olayların yaratacağı algıyı yönetmenin zorluğuna değinen Avcı "İktidarın toplumsal algı çerçevesinde medyayı kullanarak algıyı ele geçirdiğini biliyoruz. Özellikle olağanüstü hal sürecinde provokasyona açık eylemleri yönetebilmek toplumsal algıyı yönetebilmek oldukça güç.

‘OHAL ORTAMINDA PROVOKASYON TEHLİKESİ VAR'

 

Avcı "Algıyı yönetebilmenin zor olduğunu söyleyen Avcı geziden farklı bir süreçteyiz. OHAL süreci yaşıyoruz. 30 gün mahkemeye sevk edilmeme, 5 gün avukatla görüşmeme gİbi muhalif görüşü bezdirmeye yönelik davranışlar söz konusu. Bu protestolar 1 Mayıs'a kadar büyüyebilir ancak büyümesi de provokasyonları beraberinde getirebilir" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun da konuyla ilgili olarak kitleleri sokağa dökmekten kaçınan bir tonu olduğuna vurgu yapan Avcı "Sayın Genel Başkanımızın açıklamalarından anladığım kendisinin konuyu toplumu germeden konuyu gündemde tutma gayreti içerisinde olduğu. Ki bu, böyle hassas bir süreçte atılmış doğru bir adım. Zira OHAL süresince kitleleri sokağa dökmenin ne gibi bir faydası olacağı yönünde soru işaretlerine sahibim" diye konuştu.

Tepkilerin gidişatının YSK, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yetkilileri ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin söylemleri çerçevesinde şekilleneceğini ifade eden Avcı "Özellikle Bahçeli, meseleye hassasiyetle yaklaşmalı.Başbakan Binali Yıldırım'ın bugünkü açıklamaları oldukça sakindi, bu olumlu. Ancak Cumhurbaşkanı halen bir takım kutuplaştırıcı laflar ediyor" diye konuştu.

https://tr.sputniknews.com/

Ad
Ad
Ad

Yorum Yaz