Müftülere nikah yetkisi hazırlığı tartışma yarattı

363343
Ad

Hükümet, müftülere nikah kıyma yetkisi verecek bir yasa tasarısı hazırladı. Kadın örgütleri ve muhalefet ise "laik düzene aykırı" buldukları tasarıya tepkili.

 

Hükümetin il ve ilçe müftülerine nikah kıyma yetkisi veren yeni tasarısı, kadın örgütleri ve muhalefetin sert tepkisini çekiyor.

Tasarının 'laik düzene aykırı' ve 'imam nikahını özendirici' nitelikte olduğunu düşünen kadın örgütleri, tasarının geri çekilmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a mektup yazdı. Ana muhalefet partisi CHP ile HDP "Şeriat mantığındaki bu tasarıya kadın örgütlerimizle birlikte karşı çıkacağız" diyor.

Hükümet, Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 37 maddelik tasarıyı TBMM Başkanlığı'na sundu. Ancak tasarıdaki kimi maddeler muhalefetin ve kadın örgütlerinin sert tepkisini çekince, tasarının meclis gündemine alınıp alınmayacağı merak konusu oldu. Tartışma yaratan tasarıda il ve ilçe müftülerine nikah kıyma yetkisi veriliyor. Tasarının gerekçesinde bu yetkiyle amacın, "vatandaşların evlendirme işlemlerini kolaylaştırmak, daha kolay ve seri bir şekilde hizmet alımını sağlamak" olduğu belirtiliyor.

Hükümet böyle düşünse de kadın örgütleri tasarıya karşı Türkiye genelinde protesto eylemleri yapmaya hazırlanıyor. Eylemleri koordine eden Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, tasarıya neden karşı çıktıklarını DW Türkçe'ye anlattı.

Güllü: Şer-i hukuk kuralları getiriliyor

Güllü, müftülerin görevinin halka dini anlatmak olduğunu belirtirken, "Müftü dini anlatırken kadınları yönlendirmeye çalışacak, özel hayata ilişkin her konuya karışacak ve kadınları toplumun dışına iticek. Bizce tasarının amacı budur. Müftünün kıyacağı nikah resmi nikah değildir ve medeni hukuka aykıdır" diye konuştu.

Kadın örgütleri tasarıya karşı çıkıyor

Tasarıda kadınları 'toplum dışına itecek, çocuk yaşta evlilikleri topluma kabullendirecek' başka düzenlemeler de olduğunu belirten Güllü, "Evde doğum yapmış kadınların çocuklarına da kimlik verilebileceğine dair bir düzenleme de var tasarının içinde. Yani; 13 yaşındaki bir çocuk evde doğum yaptığında, onun çocuğuna da rahatça kimlik verilecek. Erken yaşta tacizin, tecavüzün araştırılması yapılmayacak" diyor. Türkiye'de Sağlık Bakanlığı'nın yıllardır evde doğumları önlemek için çalıştığının hatırlanmasını isteyen Güllü, "Peki neden şimdi böyle bir düzenleme yoluna gidiliyor?" diye soruyor.

Güllü, tasarı ile Türk vatandaşlığı kimliği verilecek yabancılar için de 'genel ahlaka uygun hareket' koşulunun getirildiğine dikkat çekiyor. Güllü, "Bütün bu düzenlemelerin hepsi şer-i hukuk kurallarının topluma dayatılması ve kadının ezilmesi, aşağılanmasıdır. Tecavüzün, tacizin araştırılmaması, soruşturulmamasıdır. AKP'nin geldiği zihniyet budur" çıkışını yapıyor.

Peki kadınlar ne yapacak? Güllü, Türkiye genelindeki protestoları artıracaklarını belirtirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a da "Modern Türk kadınından yanaysanız, tasarının meclis gündeminden çekilmesini sağlayın. Şer-i düzenlemelere geçit vermeyin" başlıklı bir mektup yazdıklarını söylüyor.

CHP: AKP şer-i yasaları getirmeye çalışıyor

Hükümet kaynakları tasarının meclis gündemine hemen alınmayacağı ihtimali üzerinde dursa da, muhalefet "Kamuoyuna açıklama yapılarak, tasarı meclisten hemen çekilmelidir" tavrında ısrar ediyor.

CHP'li Gaye Usluer, il ve ilçe müftülerine nikah kıyma yetkisi vermenin 'medeni kanunu yok etmeye dönük bir tavır' olduğu görüşünü dile getiriyor. Türkiye'nin halen en büyük sorunlarından birinin kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi olduğunu anlatan Usluer, "Müftülerin nikah kıyacak olabilmesi demek, resmi nikahın daha kolay şekilde kıyılabilecek olması demek. Müftüler, istedikleri kişileri istedikleri zaman evlendirecek demek. AKP'nin anti laik ve şer-i yasaları geri getirme çabası ortadadır" diyor.

AKP'nin aynı çabayı eğitim müfredatını değiştirirken de ortaya koyduğunu belirten Usluer, "Cihat anlayışı, müfredata ibadet şekli olarak yerleştirildi. Körpe beyinlere din için savaş anlayışın yerleştirilmesi, müftülere nikah yetkisinin verilmesi IŞİD'i yaratan zihniyetin bir başka versiyonunun Türkiye'de gezindiğinin resmidir" diye konuştu.

 

HDP de müftülere nikah kıyma yetkisi tanıyan tasarı hakkında meclise soru önergesi verdi. Önergeyi veren HDP'li Meral Danış Beştaş, hükümete "Erken yaşta evliliklerin artacağı, cinsel istismar suçlarının çoğalacağı endişesini taşımıyor musunuz?" diye sordu.

Beştaş, tasarıya yaklaşımları konusunda DW Türkçe'ye "Biz hükümete soru önergesi veriyoruz ama genelde yanıtlamıyorlar. Toplumu ayrıştırmak için elinden ne geliyorsa onu yapan AKP, medeni hukuka aykırı düzenlemeleri de toplumun önüne çekinmeden getirebiliyor. Burada asıl amaç; Türkiye'de ümmete dayalı, İslam'ı esas alan toplum düzeninin altyapı çalışmalarını tamamlamaktır. AKP kadınları da, kız çocuklarını da düşünmemektedir" görüşlerini dile getiriyor.

İlahiyatçılardan farklı sesler

Emekli ilahiyat profesörü Nusret Çam, müftülere nikah kıyma yetkisinin verilmesini 'çok tehlikeli' görüyor. Çam, neden böyle düşündüğünü DW Türkçe'ye anlatırken, "Resmi nikahı belediyeler kıyar. Belediyeye evlenme isteğinizi bildirdiğinizde, belediye bunu araştırrır. Müftü nasıl araştıracak. İki şahitin lafına bakacak. Eğer müftülere bu yetki verilirse, gayri meşru ilişkiler artar" diye konuştu.

Çam, müftülere nikah sözkonusu olduğunda Batı'da papazın nikah kıyma yetkisinin örnek verilmesinin de yanlış olduğunu söylüyor. "Papazlar nikah kıyıyor ama onların yüzyıllık bir geleneği var. Siz müftüye nikah yetkisi verirseniz dini, kötülüklere alet etmiş olursunuz" görüşündeki Nusret Çam, sözlerini "Müftüye böyle bir yetki verirseniz, aileleri de daha evlilik gerçekleşmeden ayrıştırmış olursunuz. Nikahı belediye mi kıyacak, müftü mü kıyacak tartışması olur. Bu yanlıştan hemen dönülmelidir" diye tamamlıyor.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nden Prof. Şaban Ali Düzgün ise hükümetin Türkiye'de nikahla ilgili bir sorunu giderme çabasında olduğunu düşünüyor. Düzgün, bu düşüncesini DW Türkçe'yle "Toplumun, resmi nikah kıyıldıktan sonra bir de din görevlisi tanıklığında evlilik akdini gerçekleştirme hassasiyeti var. Müftü de, devlet memuru olduğu için kendine verilecek görevi rahatlıkla yapacaktır. Bu konuda biraz esnek olmamız gerekir" sözleriyle paylaşıyor.

Düzgün, Türkiye'de imam nikahıyla yaşayanların bir anlamda müftüler tarafından da sorgulanacağını söylerken, "Dini nikahın hukuki olmadığı toplumun tüm kesimine yayılacaktır, müftü de resmi nikah görevlisi olacaktır. Burada sorun aramaktansa, çözüme odaklanmak gerekir" diyor.

© Deutsche Welle Türkçe

Hilal Köylü

Ad
Ad

Yorum Yaz