Ad

Sabahattin Önkibar: Müstahdem Abdülhadi Özışık dengim değil!

367710
Ad
 

Önce bir tespit:

Muharrem İnce’ye verilen oylar kendisine mi yoksa Kılıçdaroğlu’na tepki mi tartışmalıdır.

Öyle çünkü İnce’ye oy veren 447 delegenin Muharrem Bey’in adaylığına imza atmaması sadece korkuyla açıklanamaz.

Doğrudur Muharrem İnce cevval ve iyi bir sokak demagogu ancak CHP gibi dev bir siyasi yapıya önderlik edebilecek derinliği ve karizması var mı kuşkuludur.

Buna ilaveten Muharrem İnce’nin toplumda ümit adam olması kolay değil zira kurultay sürecinde verdiği ve kabul ettirebildiği tek bir mesajı yoktur... Kılıçdaroğlu’yla “İki seçimi kaybeden CHP’nin başından gider” demekten başka nerelerde ayrışıyor bilen yok çünkü ortaya koyamamıştır.

Muharrem İnce, ekibi, söylemleri ve programıyla değil sadece Kemal Kılıçdaroğlu’nun başarısızlığı üzerinden siyaset yapan figür görüntüsündedir ve popülizmi çağrıştırmaktadır. Oysa CHP’yi son 70 yılda ilk defa zirveye taşıyan Ecevit’in Mülkiyeliler Grubu diye bilinen bir çalışma ekibiyle millete verdiği köklü mesajları vardı.

Bakın size Muharrem Bey’in yüzeyselliğini resmeden ilginç bir enstantane:

İnce, AKP ile Tayyip Erdoğan’ın silahşoru olarak bilinen Nagehan Alçı’ya hemen kurultay sonrasında şunu söylüyor:

“Ben 1920’ların Türkiye’sine dönmek istemiyorum. Bu saatten sonra Köy Enstitüleri mi kuracağız...”

Sırf, AKP yoldaşı Nagehan’a cici görünebilme adına edilen şu lafa bakar mısınız!

Muharrem Bey kusura bakmayın ama böyle sığ bir sözü ancak bilgi düzeyi gazetede okumaktan ibaret olanlar edebilir.

 

Aşağıladığın ya da küçümsediğin 1920’lı yıllar, sadece bir bilinç ve milletin yaratıldığı Türk’ün yeniden varoluş dönemi değil aynı zamanda Anadolu’nun bin yılık en büyük kalkınma destanıdır.

Keza küçümsediğin Köy Enstitüleri aydınlanma fenerlerimizdi. Sahi başka konu yokmuş gibi Nagehan gibi bilinen birine üstelik telefonda o konularda bu mesajları vermeye niye gerek duydunuz?

BUNLAR YALAN MI ABDÜLHADİ?

Yıllar önce Yeniçağ’daydım.

Abdüllatif Şener’in AKP’den kopacağını öğrendim ve yazdım.

Kendi ifadesiyle AKP’li Cihan Kamer’den aldığı parayla internet sitesi kuran Abdülhadi Özışık bu yazım üzerine AKP’yi sahiplenmek adına bana “yalancı, yok böyle bir şey” diyerek saldırdı.

Önce ciddiye almadım zira bu çocuk dengim değildi yani benim bir dönem Ankara temsilcisi olduğum Türkiye gazetesini elden dağıtan ve arta kalan zamanda müstahdemlik yapan sıradan biriydi.

Muhatap almamam üzerine bu Abdülhadi, aynı konu üzerinden üslubunu çirkinleştirip saldırmaya devam edince mecburen karşı yazı yazdım ve de onu mahkemeye verdim.

Sonuç: Hem Abdüllatif Şener yazdığım “İstifa edecek” başlıklı yazımdan kısa bir süre sonra AKP’den istifa etti hem de Abdülhadi’yi yargıda tazminata mahkûm ettirdim...

İşte eğitimi olmayan ve bu aralar “ne idim ne oldum” moduyla gezinen müstahdem kökenli bu Abdülhadi süreç içinde kim güçlü ise onun kayığına biniyor.

Mesela FETÖ’nün etkin döneminde Fetullah’ın Avustralya gezisi misali pek çok organizasyona katıldı ve o örgüt adına destekleyici yayınlar yaptı ki isteyen arşivde bulabilir.

Bu arada Abdülhadi yine kendisi yazdı, AKP’li belediyelerden dayak yemiş adamdır... Tekrar ediyorum bunu sütununda yazan kendisidir. Peki o dayak niçindir ve perde arkası nedir, açıklasana Abdül!..

 

AYDINLIK / Sabahattin Önkibar

Ad
Ad
Ad

Yorum Yaz