Ad

Adalet Bakanı Gül'den tahliye a

368365
Ad

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Konya'da bir gazetecinin sorusu üzerine Cumhuriyet gazetesi davasında dün çıkan ara karar ile ilgili konuştu.

Savcı Hacı Hasan Bölükbaşı Cuma günkü 6. duruşmada tutuklu tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamını talep etmişti. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi ise Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ve muhabir Ahmet Şık'ın tahliyelerine, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ve Ahmet Kemal Aydoğdu'nun ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetmişti.

Bakan Gül konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Türkiye'de yargı bağımsızdır, tarafsızdır ve Türkiye bir hukuk devletidir. Mahkemelerin kararlarına herkes saygı duymak zorundadır. Kararı beğenebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz ama mahkeme kararı herkesi bağlar" dedi.

Gül, bir yanlış varsa da bunun Türkiye'deki hukuk sistemi içinde yargı yoluyla giderilebileceğini söyledi.

Cumhuriyet gazetesi davasında Murat Sabuncu ve Ahmet Şık, ara karar sonrası günün ilk dakikalarında tahliye edilmişti.

İki gazeteci Cumartesi günü Cumhuriyet gazetesinin İstanbul Şişli'deki merkezine gitti, burada bir basın açıklaması yaptı.

Murat Sabuncu: Bütün haksızlığa uğramışlar için gazeteciliği hayata geçireceğiz

Cumhuriyet gazetesinin haberine göre, cezaevinde Cumhuriyet'i ve bağımsız gazeteciliği nasıl ileriye taşıyabileceklerine kafa yorduklarını söyleyen Murat Sabuncu, "İçeride hâlâ çok sayıda gazeteci var, tutuklu hak savunucuları var. Biz bundan sonrası için de sadece kendi hakkımız ve hukukumuz için değil, Türkiye'deki bütün haksızlığa uğramışlar için, mahalle ayırımı yapmadan, gazeteciliği, yayıncılığı hayata geçireceğiz" dedi.

Ahmet Şık: En büyük Türk yalanı, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğu

Ahmet Şık ise açıklamasında "Tutuklanırken de ortada hukuki bir karar yoktu, serbest kalırken de yoktu. Siyaset karar verdi tutuklanmamıza ve serbest bırakılmamıza. Bir kere herkes şunu bir kez görmeli. Türkiye bir hukuk devleti değil. En büyük Türk yalanı, Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğu ve yargının bağımsız olduğu. Türkiye'de hiç kimsenin, iktidar yanlıları da dahil olmak üzere, ne hukuki güvencesi var ne de can güvenliği. Bunun ayırdına vararak herkesin pozisyonunu alması gerekiyor" dedi.

"Medyanın susturulması demek toplumun susturulması demektir" diye konuşan Şık, "Medyanın bu kadar kolay teslim olmasının en baş aktörü olarak gazetecileri görüyorum. Bu kadar örgütsüz oldukları için, mesleğin onuruna, ahlâkına sahip çıkmadıkları için" ifadelerini kullandı.

Şık sözlerine şöyle devam etti:

"Bir kenara çekilmiş izleyen ve kurtarılmayı bekleyen kitleye seslenmek istiyorum. Ben sessizliğin bir sesi olduğuna inanıyorum. Ben o sesi duymak istiyorum. Herkes kulak kabartıyor: 'Ahmet ne diyecek, Murat ne diyecek, Cemal ne yapacak, Ayşe Hanım ne diyecek?'

"Ben de merak ediyorum, bu beklenti içindeki adamlar ne yapacak, ne söyleyecek. Çünkü bu artık bir varlık yokluk savaşı. Bundan sonra çocuklarımıza nasıl bir gelecek bırakacağımızla ilgili bir savaş. Medyanın şu andaki hali de bunun en önemli cephesi.

"Bu süreç Türkiye'de gücü tek başına eline geçirmiş bir iktidarın ne kadar tehlikeli olduğunu da bize kanıtladı ve aynı zamanda bağımsız, herkese eşit mesafede durmayı başarabilen bir medya organının da ne kadar önemli olduğunu bize gösterdi."

Akın Atalay'ın doğum günü kutlandı

Sabuncu ve Şık'ın konuşmasının ardından, İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay için doğum günü pastası kesildi.

Programa Akın Atalay'ın eşi Adalet Dinamit de katıldı.

Davada bir sonraki duruşma 16 Mart Cuma günü yine Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısındaki binada yapılacak.

Cuma gecesi tutuklu bulundukları Silivri Cezaevi'nden salıverilen Ahmet Şık ve Murat Sabuncu'yu yakındaki bir dinlenme tesisinde aileleri, arkadaşları ve meslektaşlarından oluşan kalabalık bir grup karşılamıştı.

Ahmet Şık ve Murat Sabuncu burada da kısa açıklamalar yapmıştı:

'16 aylık keyfi tutukluluk nihayet son buldu'

Mahkemenin kararını BBC Türkçe'ye yorumlayan Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ise Ahmet Şık ve Murat Sabuncu için alınan tahliye kararına atıfla, "Gazeteciliğin temel haklarının açıkça inkarından sonra bedeli peşinen ödenmiş 16 aylık keyfi tutukluluk nihayet son buldu" dedi.

Erol Önderoğlu, "Medya özgürlüğünün şartlara ve siyasi konjonktüre bağlı olmadan teslim edildiğini görmek istesek de hukuk devletinin hiçe sayıldığını söylemek zorundayız. Diğer gazeteci dosyalarının da hızla çözümlenmesini talep ediyoruz" diye konuştu.

 

 

http://www.bbc.com

Ad
Ad
Ad

Yorum Yaz