Ad

SİYASETE MÜDAHALE GÖRÜNTÜSÜ TÜSİAD I YALNIZ BIRAKTI

51
Ad
TÜSİAD dün tartışmalı bir toplantıya ev sahipliği yaptı. Kemal Derviş'in misafir edildiği Yüksek İstişare Kurulu'nda yeni anayasa için Meclis dışında bir komisyon oluşturulması önerildi. Anayasa Mahkemesi'ne yönelik eleştirilere tepki gösteren TÜSİAD, siyasetçileri 'akıl tutulmasına kapılmak'la suçladı. TOBB, Türk-İş, Hak-İş ve DİSK ise davetli oldukları halde toplantıya katılmadı.

'Meclis, devre dışı bırakılmak isteniyor'

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin dünkü istişare toplantısına, sivil toplum örgütlerinin boykotu damgasını vurdu. Siyasete sert eleştiriler yöneltilen toplantıya, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türk-İş, Hak-İş ve DİSK davetli oldukları halde katılmadı. Bunda, misafir konuşmacı Kemal Derviş hakkında ortaya atılan "Yeni oluşum için siyasete geri mi dönüyor?" spekülasyonlarının etkili olduğu belirtiliyor. TÜSİAD'ın gündeme taşıdığı öneriler de tartışma doğurdu. Yeni anayasa için Meclis dışında bir komisyon oluşturulması önerilirken, Başkan Arzuhan Doğan Yalçındağ, Anayasa Mahkemesi'ne yönelik eleştirilere sert tepki gösterdi, 'hukuka koşulsuz saygı' istedi. Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç da, siyasetçileri 'akıl tutulmasına kapılmak'la suçladı. Söz konusu görüş ve teklifler, sivil toplumdan destek görmedi. Yeni anayasa konusunda 83 kuruluşun geçtiğimiz yıl bir araya gelerek taslak hazırladığı hatırlatan sendikalar, TÜSİAD'ın bu çabaya destek vermediğini belirtiyor. Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, yeni önerinin 'anayasa değişikliği sınırlarını aştığını' vurguluyor. Siyasete müdahale edildiğini belirten Hak-İş Başkanı Salim Uslu da, "Hukuka saygı diyerek parti kapatmanın eleş- tirilmemesini istiyorlar." diyor.

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) yüksek istişare toplantısı, dün Sabancı Center'da yapıldı. Yeni bir anayasa için "anayasa konvansiyonu" teklifinin gündeme getirildiği toplantıya, sivil toplum örgütlerinin boykotu damgasını vurdu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türk-İş, Hak-İş ve DİSK, davetli oldukları halde toplantıya gelmedi. Sivil örgütlerin bu kararında, konuk konuşmacı Kemal Derviş hakkında ortaya atılan "Yeni oluşum için siyasete geri mi dönüyor?" spekülasyonlarının etkili olduğu öğrenildi. Toplantıda konuşan TÜSİAD yetkilileri ise siyasi liderleri hedef aldı. "Toplumda kutuplaşma ve ekonomide beliren yüksek riskten siyaset kurumunu sorumlu tutan Dernek Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, yargıya toz kondurmadı. Yalçındağ, 'hukuka koşulsuz saygı duyulmasını' istedi. Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç da siyasi liderleri "akıl tutulmasına kapılmak"la suçladı. Sadece ekonomi konularında konuşan Kemal Derviş ise bütün ısrarlara rağmen hiçbir siyasi soruya cevap vermedi.

TÜSİAD'ın 2008 yılı ilk istişare toplantısında ekonomiden çok siyaset öne çıktı. Dünkü toplantıda konuşan Başkan Arzuhan Yalçındağ, Türkiye'nin bir kez daha olağanüstü dönemden geçtiğini belirtti. Yalçındağ, "siyasette başlayan, topluma yayılan ve her geçen gün artan kutuplaşma" ile "iç ve dış dinamiklerin etkisiyle ekonomide beliren yüksek riski" iki önemli tehlike olarak saydı. Ardından "Durum böyle devam ederse bir yıl sonra elimizde yönetilmesi çok zor bir Türkiye olacak." uyarısında bulundu. Sözü daha sonra Anayasa Mahkemesi'ne yönelik tepkilere getirdi: "Anayasa Mahkemesi'nin kararı da eleştirilebilir. Ama Türkiye'nin en yüksek yargı organını tanımamaya varan tepkiler kabul edilebilir değildir. Asıl yapılması gereken bu karardan ders çıkarmaktır. Bize göre çıkarılacak ders de şudur; mevcut sorunlara, sistemi zedelemeden dengeli çözüm aramak esastır. Öte yandan bugünkü yapı içinde toplumun bazı taleplerine ve beklentilerine cevap verilemediği de bir gerçektir." Arzuhan Doğan Yalçındağ, çıkış yolu olarak "toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçlarını ve kaygılarını gözetecek biçimde toplumsal mutabakatın yeniden sağlanması"nı gösterdi. Bunun ise herkes için tam demokrasiyi sağlayacak bir anayasa değişikliğiyle mümkün olabileceğini söyledi. TÜSİAD Başkanı, önerdikleri konvansiyonun TBMM başkanının önderliğinde oluşturulacağını, Meclis'te yer alan tüm partileri, yüksek yargı organından temsilcileri, akademisyenleri ve sivil toplum örgütü kuruluşlarını kapsadığını bildirdi. Konvansiyonun "laikliğin hem toplumsal ilişkileri hem de birey haklarını düzenleyen hukukun temeli" olduğunun bilinciyle daha ileri bir demokratik standart için çalışacağını ileri sürdü.

'Siyasette akıl tutulması yaşanıyor'

İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç da, Türkiye'nin son yıllarda elde ettiği kazanımları, demokrasiyi ve ekonomiyi koruyan ve sistemi ayakta tutan kurumları erozyona tutan siyasi söylem ve eylemleri izah etmemin mümkün olmadığından yakındı. "Ülkemizdeki birçok siyasetçinin hiçbir dönemde olmadığı kadar vahim bir "akıl tutulması" yaşadığına inanıyoruz." diyen Koç, siyasetin dar kalıpları içine sıkıştırılan tartışma ve çatışmalarla ülkenin zaman kaybettiğini vurguladı. Koç, "Ekonomimizi, yaklaşan yerel seçimlere göre değil, yaklaşan büyük küresel tehlikelere göre şekillendirmeliyiz. Küresel krizin etkilerinin üzerine, ekonomimizin büyüme dinamiklerindeki olumsuz gelişmeleri ve siyasi belirsizliği eklediğimizde ortaya çıkacak tabloyu iyi analiz etmeli ve stratejilerimizi buna göre oluşturmalıyız." görüşünü dile getirdi. Mustafa Koç, eleştiri ve tartışmanın demokrasinin temel taşları olduğunu ifade ederken, diyalog ve uzlaşmaya dikkat çekti. Koç, şöyle devam etti: "Demokrasi aynı zamanda "ortak aklı" bulma rejimidir. Ortak akla ulaşmanın yolu da diyalog ve uzlaşmadır. Durum böyle iken, aynı ülkenin siyasetçilerinin birbirleriyle görüşmemelerinin, diyalog içinde sorunlara çözüm aramamalarının haklı bir gerekçesi olabilir mi?" Abdülhamit Yıldız, İstanbul

Anayasa Konvansiyonu nasıl oluşacak?

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), siyasetin ve toplumun tüm kesimlerini bir araya getiren bir "Anayasa Konvansiyonu" kurulmasını önerdi. TÜSİAD YİK Toplantısı'nda dağıtılan "Anayasa Konvansiyonu Nedir, Neden Gereklidir?" başlıklı metinde, 1982 Anayasası'nın, çağdaş bir demokratik anlayışı yansıtan bir metin olmadığı belirtildi. Türkiye'de yeni bir anayasa hazırlamanın artık zorunlu hale geldiği kaydedildi. Bunu gerçekleştirmek için de siyasetin ve toplumun tüm kesimlerini bir araya getiren bir "Anayasa Konvansiyonu"nun kurulmasının gerekli olduğunun altı çizildi. Öngörülen yöntem şöyle tarif edildi.

Konvansiyona başkanlık etmek için en uygun makam TBMM Başkanlığı'dır. Meclis başkanı başkanlığındaki konvansiyonun üyelerinin 3/5'i Meclis'te temsil edilen siyasi partilerin temsilcilerinden oluşmalıdır.

Konvansiyonun üye sayısı 50 civarında belirlenirse, çalışmalar daha verimli ve hızlı yürütülebilecektir.

Konvansiyon, belirlenmiş bir süre -örneğin 18 ay- çalışarak uluslararası standartlara uygun yeni bir anayasa metni hazırlayacaktır. Konvansiyonun hazırlayacağı metin, Meclis'teki milletvekillerinin imzasına açılacaktır. Bu süreçte konvansiyon, toplumsal bir uzlaşma zemini olarak görevini tamamlamış olacaktır.

Konvansiyonun kurulması için öncelikli koşul; siyasi partilerin, yeni bir anayasanın geniş bir katılımla yapılması gerektiği konusunda ortak bir noktada buluşmasıdır. Konvansiyonun yasayla kurulması sağlandığı takdirde, bu girişimin başarı şansı da yüksek olacaktır.

Siyasete geri dönmeyeceğim

Yeni oluşum söylentilerinin konuşulduğu bir ortamda TÜSİAD'ın davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal Derviş, spekülasyonları da beraberinde getirdi. Kulislerde "Siyasete geri mi dönüyor?" sorusuna cevap aranırken, Derviş iddiaları yalanladı. Derviş, 'Siyasete sıcak mısınız?' sorusuna 'hayır' cevabını verdi. Derviş'in toplantının basına kapalı bölümünde de aynı tavrını sürdürdüğü öğrenildi. Edinilen bilgilere göre Derviş, katılımcıların "Hükümet nerede yanlış yaptı, enflasyon hedefinden niçin sapıldı?" soruları üzerine, "Benim bulunduğum mevki itibarıyla bu tür sorulara cevap vermem doğru olmaz. Ben bunun için buraya gelmedim." diye konuştu.

Teklif TÜSİAD'ı böldü

TÜSİAD'ın daha önce duyurduğu programda yer alan misafir kuruluş başkanlarından TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türk-İş Başkanı Mustafa Kumlu, DİSK Başkanı Süleyman Çelebi, Hak-İş Başkanı Salim Uslu toplantıya katılmadı. Bu kararda, Kemal Derviş'in 'tekrar siyasete girmeye hazırlandığı ve buna da TÜSİAD'ın ön ayak olduğu' endişesinin etkili olduğu öğrenildi.

Ayağı alçıda olan Arzuhan Doğan Yalçındağ, konuşma yapacağı kürsüye yürümesine yardımcı olan 'yürüteç'le geldi. Konuşmasını oturarak gerçekleştirdi.

Toplantıya Güler Sabancı, Erdal Karamercan, Yavuz Canevi, Erkut Yücaoğlu, İshak Alaton, Haluk Dinçer, Bülent Eczacıbaşı, Ahmet Dördüncü, Cem Boyner, Aldo Koslovski ve Vural Akışık'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda işadamı katıldı.

Mustafa Koç, Türkiye ekonomisinin kazandığı ivmenin ve dolayısıyla edindiği kazanımların baş mimarının da Kemal Derviş olduğunu söyledi.

TÜSİAD'ın teklifi, dernek içinden de tepki gördü. Dernek üyelerinden Mustafa Boydak, "Ortada soru işaretlerinin bulunduğu bir ortamda önce ülkenin bir normalleşme sürecine girmesi gerekiyordu. Doğru bir girişim değil." dedi.

Dernek üyesi Yıldırım Aktürk ise sivil örgütlerin boykotunu Derviş'e bağladı: "Herhalde sivil kuruluşlar Derviş'in toplantıya katılmasını siyasi oluşum olarak yorumladı onun için de katılmadılar."

Siyasetçilerden ortak tavır

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek: Yeni anayasa ihtiyacını artık herkes dillendiriyor


'Yeni bir anayasa konusunu geçtiğimiz yıl gündeme getirdik. Seçim beyannamemizde de var. 1982 Anayasası ile artık ülke sorunlarını çözmeye imkan bulunmadığını, köklü reformların bu Anayasa'daki engelleyici hükümler sebebiyle yerine getirilemediğini hep ifade ettik. Dolayısıyla sivil toplum kuruluşlarının geçmişte bu yönde talepleri oldu. Biz bu talepleri karşılamak için 2007 seçimlerine girerken, seçim beyannamemize bunu koyduk ve bu konuyla ilgili taslak metin de hazırlamıştık. Ancak bu metin daha parti tarafından incelenip kamuoyuna duyurulmadan ithamlar başladı. 'Nereden çıktı bu?' dercesine. Şimdi TÜSİAD'ın böyle bir konuyu gündeme getirmesi, aslında bizim konuya ne kadar öngörüyle gerçekçi, doğru baktığımızın da bir ölçüde kanıtıdır. Demek ki artık yeni anayasa ihtiyacını herkes açık bir şekilde dillendirmeye, değerlendirmeye çalışıyor ama biz bunu yaptık diye itham edildik. Hatta o Anayasa taslağından dolayı, anayasal düzeni değiştiriyoruz diye şimdi ithamlar var."

Dengir Fırat (AK Parti Genel Başkan Yardımcısı): Suni oluşum tutmaz, milletsiz hiçbir şey olmaz

Bu süreci zaten biz başlatmıştık. Bizim çabamızın doğruluğu ortaya çıkıyor. 82 Anayasası'yla yürümeyeceği konusundaki temel görüşümüzün isabetli olduğunu ortaya çıkartan bir gelişme. Bir süre sonra eminim ki bu halka daha da genişleyecek. Üst üste toplumun çeşitli kesimlerinin talepleri bu yönde gelişecek. Toplumun bütün kesimlerinin mutabakatı olacak. Dolayısıyla TÜSİAD'ın adımını olumlu buluyoruz. Şu anda 82 Anayasası çökmüş vaziyette. Basında yer alan haberlerde 2000-2001'dekine benzer suni oluşum çabaları var gibi gözüküyor. Bazı sendika ve sivil toplum kuruluşlarının katılmayışı, daha evvelki deneyimlerden yola çıkarak gösterdikleri demokratik bir tavır. Suni bir yapılanmanın faydalı olmadığı ve bugüne kadar tutmadığı, halksız bir şey yapılamayacağı görüldü.

Oktay Vural (MHP Grup Başkan Vekili): Gerilimde TÜSİAD'ın da sorumluluğu var

Millet kimin 'akıl tutulması' içinde olduğunu çok iyi biliyor. Böyle bir genelleme yaparak, elit bir kesimin siyasiler ve milli irade üzerine ipotek koymasını kabul edemeyiz. TÜSİAD, kimin kamplaşmadan, kimin gerilimden yana olduğunu açıklasın. TÜSİAD, kimden korkuyor? Gerilimin aktörleri kimdir? Açıkça söylesinler, karınlarından konuşmasınlar. MHP olarak bu gerilimin olduğunu, kamplaşma olduğunu söyledik. Bu konuda TÜSİAD'ın da sorumluluğu var. Bu kamplaşma ve ortak değerlerimizin tartışıldığı bir ortamda TÜSİAD bir aynaya baksın bakalım. Hangi değerlerimizi nasıl tartıştırdılar? Şimdi bu değerler eksenindeki toplumsal ayrışmadan endişe duyuyorlar. Öngörüsüzlük budur.

Mehmet Şandır (MHP Grup Başkan Vekili): Anayasa'yı milletin temsilcileri yapmalı

Anayasa yapmak panel konusu olmayacak kadar önemli bir konu. Anayasa bir toplumsal sözleşme karakterinde olmalıdır. Sivil toplumu reddetmiyoruz. Ama sorumluluk siyaset kurumunun olmalı. Bu sebeple TÜSİAD'ın bu yöndeki gayretleri bir anlamda akim kalan AK Parti'nin anayasa değişikliği teklifine destek görüntüsü oluşturmaktadır. Anayasa kurucu meclislerin işidir. Bu yüzden sorumluluk siyasette. Sivil toplumun öncülüğünde geliştirmek doğru olmaz. Kemal Derviş'in katılmasına gelince... Kapalı kapılar arkasında birtakım senaryolar yazılıyorsa bu kabul edilemez. Böyle bir siyaset projesinin aktörü olarak Derviş'in lanse edildiği söyleniyor. Bu projelere toplum itibar etmez.

Muhsin Yazıcıoğlu (BBP Genel Başkanı): Üretimle meşgul olsunlar, distribütörlükle değil


TÜSİAD, üretimle meşgul olsun, distribütörlükle değil. Distribütörler bana ürettiklerini söylesinler. Bir şey ürettikleri yok. Siyaset işine sahip çıkmazsa, siyaset görevini tam olarak yapmazsa üzerine vazife olmayanlar iş yapmaya kalkışır. Distribütörler, yıllardır Türkiye'yi, siyaseti, imam hatipleri, meslek liselerine kadar bütün alanları yönetmeye kalkıştı. Doğru olan, TÜSİAD'ın işine bakmasıdır. TBMM'nin de önümüzdeki süreci yönetmek iradesini ortaya koyması gerekir. İşçi, emekli, memur, alım gücü darlığı yaşıyor. Ama vatandaşın önüne farklı gündem konuyor. TÜSİAD'ın akıl tutulması ifadelerini kendine söylemesi lazım.
Ad
Ad

Yorum Yaz