Ad
1

GÜNDEM / Yusuf İNAN

Ali Sirmen uzayda mı yaşıyor?

Yahu yazmayım diyorum ama rahat durmuyorlar ki. Ahmet Hakan güzel yazmış. Gazetecinin olması gereken vasıflarını döktürmüş. Cumhuriyet'ten Ali Sirmen de Ahmet Hakan'a cevap vermiş!

 

Ali Sirmen deneyimli gazeteci. Söyledikleri matematiksel olarak doğru ve haklı. Pratikte ise haklı değil.

 

Haksız olması Ali Sirmen'in suçu değil. Bizim ülkemizde solcu olup da solu bilmeyen, yaşamayan, kominist geçinip kominizmden bihaber insan çok.

 

Yaklaşık 4 yıldır Ukrayna'da yaşıyorum. Ukrayna'ya gelmemin en büyük sebebi CHP'dir. CHP'nin zulümleridir.

 

Aslan Sosyal Demokratların hiç de demokrat olmadıklarını belgeleriyle ortaya koydum. Ali Sirmen'in mail adresine de onlarcasını göndermişimdir.

 

Ali Sirmen'den, kardeşim senin ne derdin var, diye bir mail veya telefon almadım.

 

Ali Sirmen, Ahmet Hakan'a cevap yazısında Kırmızı Basın Kartı esprisi yapmış. Keşke Yusuf İnan ve Sinan Kara'nın İGC ve TGF Başkanı CHP İzmir Milletvekili Atilla Sertel ile yaşadığı olaylardan haberi olsaydı veya kendisine gönderdiğim mailleri tenezzül edip okusaydı; o zaman gerçekleri görebilirdi.

 

Sayın Sirmen mailleri okumuş da olabilir. Ama yandaşlık tutkusu nedeniyle dikkate almamış olsa gerek. Alsaydı haberim olurdu. Bir Cumhuriyet yazarı İzmir'de bir gazeteciye CHP'liler tarafından yapılan zulme tepki verirdi.

 

Neden vermediler?

 

Veremezlerdi. Çünkü onlar gazeteci değil, aktivist. Aktivist oldukları için tarafsız değiller.

 

Sol İzmir'de iktidar. Ali Sirmen lüften bu yazıyı sakin ve tarafsız bir gözle okusun. Ben sol ve CHP düşmanı değilim.

 

Belki de gerçek bir solcuyum!

Sosyal Demokrat bir belediye, "İzmir İktidar Olmalı"  başlıklı bir yazı nedeniyle, 2009 seçimlerinin sabahı, daha başkan mazbatasını bile almadan zabıtayla intikam için gelir mi?

 

Üzülerek söylüyorum,  CHP'li Belediye'nin zabıtaları yüzlerce şirketin içinde sadece bizim tabelamızı indirmek için geldi. Ellerinde belge yoktu. Hem de onlarca zabıtayla birlikte gazeteye hücum ettiler.

 

Vinçle asılmış tabelayı, indirin, diye emir verdiler.

 

O günlerde bas bas bağırdım, çığlık attım, kimse sesimi duymadı.

 

Çaresiz tabelayı indirdik. Ertesi gün, neden tabela balkonda duruyor, üzerindeki yazının kenarı uzaktan görünüyor, kapatın, diye geldiler. Sonraki gün, neden tabela asmıyorsunuz, diye geldiler.

 

Ertesi gün başka bir şey. Ertesi gün başka bir şey. Derken mahkemelik olduk ve ben zabıtaya hakaretten 1 yıl hapis cezası aldım.

 

Katil olmamak için ofisi bir apartman dairesine taşıdık, ofisi herkesten gizledik. İki yıl sonra bazı dostların ısrarı ile Hürriyet Bulvarı'ndaki ofisimize taşındık. Zabıtalar oraya da geldi... Tabelayı henüz asmıştık ki, ceza yazıp gittiler.

 

Sayın Sirmen, bunlar şaka değil. Yusuf İnan'ı sizin solculara da sorabilirsiniz. Yusuf İnan 16 yıl içinde bir kelime yalan haber yazmamıştır.

 

En azından bu konuda dürüst davranacaklarını, o kadarlık bir medeni cesaretlerinin olduğunu düşünüyorum.

 

İzmir'deki tüm gazeteciler genel olarak Cumhuriyet ekolünden geliyor. Hepsi taraftar, hepsi köşeli.

 

Genelinin Yusuf İnan deyince tüyleri diken diken olur!

 

Neden?

 

Ben o gazeteci arkadaşlara ne yaptım ki?

 

Birçoğunu görmemişimdir bile.

 

Onlar dedikodu severler. Yusuf İnan CHP düşmanıdır, CHP'li Belediyeleri eleştirir, belediyelerdeki yanlışları yazar.

 

Kısaca bizden değildir. Yaşatmayın...

 

16 yıl boyunca hiçbir CHP'li Belediye'den gazetemin hakkı olan reklam ve ilanları alamadım.

 

CHP İzmir'de adil olsaydı, bugün iktidardı. CHP İzmir'de adaletsizliğin ve beceriksizliğin dibine vurdu...

 

İktidarı kaybetti...

 

Ben bir gazeteciyim. Önüme bir dosya gelmiş. CHP İzmir İl Başkanı hakkında savcılığa suç duyurusu yapılmış. Hem de «Yolsuzluk ve çete » suçlaması ile...

 

Bir gazeteci böyle bir haberi ıskalar mı?

 

Gerçek bir gazeteci ıskalamaz. Yandaş gazeteciler ne yapar?

 

O dosyayı kullanarak CHP'li Belediyelerden yüklü miktarda reklam alırlar.

 

Ben dosyayı muhataplarına sordum. Verecekleri cevapları noktası virgülüne habere yansıtacağımı belirttim.

 

CHP İzmir İl Başkanı Ali Engin, yazmayın, şirketlerimiz var, reklam verelim, dedi.

 

Ben haberi yazdım.

 

Daha haberi yazarken İzmir Adliyesi alarma geçti. 200 kişilik avukat ordusu benim için toplandı.

 

Bunları çok defa yazdım. Utanarak yazıyorum. Ancak CHP ve solcu laikler yaptıkları zulümleri ve haksızlıkları bilmeliler.

 

Erdoğan'ı ve AKP'yi eleştirirken,  kendilerinin de sütten çıkmış ak kaşık olmadığını bilmeliler...

 

O olaydan sonra CHP'liler toplanıp karar almış. Bu adama 100 dava açalım, şirketini batıralım. Zaten reklam geliri de yok. Avukat masraflarını ödeyemez, batar, diye düşünmüşler.

Dedikleri gibi yaptılar.

 

O arada Zaman Gazetesi Genel Yayın Müdürü Ekrem Dumanlı'ya da 'kaç lira maaş alıyorsun' diye sormuş bulundum.

 

CHP'liler adliyeye başvuruyor, Cemaatçi savcı ve hakimler de dava açıyorlardı.

 

İnanmayanlara avukatlarımın adresini verebilirim. 1 ayda 20 dava açıldı. 4'ü Ekrem Dumanlı ve Zaman Gazetesi tarafından, 16 tanesi de CHP'liler tarafından.

 

İzmir Adliyesi'ne kim ne yazsa dava açıldı.

 

O davaların hiçbiri haklı değildi. CHP ve Cemaat işbirliği yaptı ve bazılarında beni mahkum ettiler.

 

Bir haberden iki kez yargılandım Sayın Sirmen... İlkinde hapis cezası, diğerinde de berat...

 

Siz böyle bir komediyi nerede gördünüz? Cumhuriyet yazarları tutuklu, diyorsunuz. Yusuf İnan ve Yerel Gündem gazetesinin yaşadıkları boru mu?

 

Neden sessiz kaldınız?

 

Ben tüm süreci haberleştirip elimdeki mail bankasına her daim gönderip önemli adamları bilgilendirdim.

 

Hiç kimse tınmadı.

 

Elinde pankartla yürüyen Kılıçdaroğlu da tınmamıştı.

 

Çünkü Erdoğan'ın villasını diline dolayan Kılıçdaroğlu'nun da bir villası olduğu haberini yaptığım için!

 

Bakın Aziz Kocaoğlu zabıta baskılarıyla beni yıldırmaya çalıştığı dönemde CHP'li Genel Sekreteri Ersu Hızır ile mahkemelik oldu.

 

Ben de o süreci başlatan CHP'li gazeteci ile röportaj yaparak yayınladım.

 

Kocaoğlu benden, mahkemede delil olarak kullanmak için, o röportajın bilgilerini istedi. Ben röportajın ham halini bile verdim.

 

Bazı gazeteci arkadaşlar, sana zulmeden bu insanlara neden bu iyiliği yapıyorsun, diye beni eleştirdiler...

 

Ben doğru olan bu diye CD'leri İBB Müfettişi'ne teslim ettim.

 

Solcu laikler önce kendilerini sorgulamalı.

 

CHP'de öyle. Gerçekten iktidar olmak istiyorlarsa İzmir'de destan yazmalıydılar.

 

Malesef İzmir'i batırdılar... Bir METRO yapacağız diye İzmir halkına yıllarca işkence çektirdiler. Hatay semtinde yüzlerce esnafı batırdılar.

 

Tayyip Erdoğan bugünlere kolay gelmedi. İstanbul dışkı kokuyordu, susuzluktan kırılıyordu; Erdoğan geldi, tüm sorunları çözdü.

 

Dünya genelinde ses getirdi.

 

İstanbul'u yöneten ülkeyi de yönetir.

 

Allah solcu kardeşlerimize de fırsat vermişti. Onlar ne yaptı? Onlar İSKİ skandalı ile solu bitirdiler.

 

Erdoğan ise efsane oldu...

 

Erdoğan İstanbul'da başarılı olmasaydı, bugün oturduğu koltukta oturamazdı...

 

CHP bari İzmir'de başarılı olsaydı, yine söyleyecek bir sözü olurdu...

 

Gelelim gazetecilik olayına...

 

Şimdilerde CHP İzmir Milletvekili Atilla Sertel o yıllarda İGC ve TGF Başkanıydı. Bir gazeteciyle telefonda münakaşa ediyor. DHA Muhabirini, insanlara karı buluyorsun, diye itham ediyor. O da, sana da bulmuştum hatırlıyor musun Cumhuriyet Balosu için gelen arkadaşlarınla birlikte, diyor...

 

Ben de o olayı haber yaptım.

 

İzmir Gazeteciler Cemiyet Başkanı Türkiye Gazeteciler Federasyon Başkanı Atilla Sertel beni ve Egenin Sesi Gazetesi sahibi Sinan Kara'yı dava etti.

 

Mahkemede hakime, ben Türkiye'deki gazetecilerin başıyım, bunların sarı basın kartı yok, bunlar gazeteci değil, diyordu.

 

İkimiz de gazete sahibiyiz ve bizim sarı basın kartımız yoktu...

 

Çünkü İGC demek solcu locası demekti. Muhalif ve sağcı biri olarak bizim İGC'nin önünden bile geçmemiz mümkün değildi.

 

İzmir'de onlarca gazeteci sahte basın kartı kullanıyordu.

 

Uzun sözün kısası solcu kardeşler, CHP'liler artık kendilerini sorgulamalıdır.

 

Eğer Sosyalizm idealleri varsa, onları Ukrayna'ya davet ediyorum. Gelsinler solculuk, Sosyalizm neymiş görsünler.

 

Ondan sonra da İzmir'deki CHP'li Belediyeleri hizaya çeksinler...

Ad

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Erdoğan Ak Parti'yi toparlayabilir mi?
  2. Bizim devlet terbiyemiz veya derin devletin terbiye metodu!
  3. Nihayet Arınç konuştu!
  4. Ahıska Çeteleri Türk Vatandaşlarını Soyarken; Türkiye Ahıskalıları çiçeklerle karşılıyor!
  5. Erken seçim veya Türkiye'de iktidar savaşları!
  6. Ekrem Dumanlı hala neden konuşuyor?
  7. Karalama ve kötüleme üzerine siyaset!
  8. Bediüzzaman Said Nursi Atatürk'e Deccal dedi mi?
  9. Atatürk, Atatürkçü müydü veya ikinci Atatürk Erdoğan!
  10. Türkiye neden durulmuyor?
  11. Yazarın Tüm Yazıları

Yorum Yaz