Ad
1

GÜNDEM / Yusuf İNAN

İnternete Sansür bir Cemaat Projesidir - 3

Ad

Türkiye'nin en büyük sorunu ötekileştirmedir. İnönü Dönemi ile başlayan ötekileştirme, toplumda büyük bir kopuşun altyapısını hazırladı. Ergenekon ve Balyoz sürecinin temelinde de yine ötekileştirmenin tetiklediği kin ve nefret vardı.

 

Gücü elinde bulunduranlar insanların inançlarıyla alay ediyordu. Dindar insanlar irticacı ve gerici yaftasıyla aşağılanıyordu. Kendilerine Atatürkçü ve Laik diyen  bir kitle halka tepeden bakıyordu.

 

Dindar kesim bu baskıların gücüyle intikam hissine kapılmış, güce yönelmişti. Cemaatlerin, Tarikatların devlet gücüne hayran olmasının altında ezilmişlik ve dışlanmışlık kompleksi vardı.

 

Necip Fazıl'ın bu dizeleri o süreci açıkça gösteriyor.

 

Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!..

 

Toplumda ezilen, itilip kakılan insanlar birbirlerine yaslanma ihtiyacı duymaya başladı. Cemaatler ve Tarikatlar bu ezilmiş ve dışlanmış hatta psikolojileri bozulmuş  kitlelerden oluşmuştur.

 

İnsanların fert olarak inancını yaşamasına imkan verilmediği için, merdiven altı yapıların kucağına itilmişlerdir.

 

Bugün Kur'an Kursları'ndaki cinsel istismar olaylarının altında da o dönem baskılarının etkileri vardır.

 

Kültürel gelişimini tamamlayamamış cemaat ve tarikat yöneticileri “Acemi nalbant Kürt eşşeğinde öğrenir” atasözünde olduğu gibi yalan yanlış yönetim stratejileri ile İslam adına dini ve diyaneti kirletmişlerdir.

 

Siyasal anlamda AK Parti'nin ortaya çıkması da dindar insanlara, Necmettin Erbakan'a yapılan saldırıların sonucudur.

 

Ergenekon ve Balyoz davalarında mağdur olanlar Gülen Cemaati'ne yakın isimleri suçluyor.

 

Dün Çevik Bir, Çetin Doğan, Şener Eruygur, Hurşit Tolon, Yaşar Büyükanıt, İlker Başbuğ ve dönemin başbakanına Erbakan'a hakaret edebilecek kadar çizgiyi aşan üst rütbeli generaller Cemaat'ten çok mu humanisttiler?

 

Tabi ki değillerdi. Onların baskıcı tutumu Cemaat gibi birçok dini yapıyı ortaya çıkardı.

 

Türkiye'nin sorunu yasaların doğru olarak uygulanmamasıdır.

 

Türkiye'deki sorunlar hukuksuzluklardan kaynaklanmaktadır.

 

Elinde pankartla “Adalet” isteyen CHP'nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve CHP gerçekte adaletli mi?

 

Kesinlikle değil.

 

CHP devlette etkin değil mi?

CHP daha doğrusu sol adliyelerde etkin değil mi?

CHP TSK'da etkin değil mi?

 

Tabipler Birliği'nde etkin değil mi?

Barolar Birliği'nde etkin değil mi?

 

Son döneme kadar medyada etkin değiller miydi?

Okullarda, Üniversitelerde etkin değiller miydi?

 

CHP istediği adliyeden istediği kararı çıkarma gücüne sahip. Mesela İzmir Adliyesi... Sayın Cumhurbaşkanı İzmir Adliyesi'ndeki skandallara neden sessiz kalıyor anlamıyorum.

 

Cemaatler devlete sızdı” deniliyor. Siz normal yolları açık tutsaydınız, herkese eşit hak verseydiniz, kimsenin gizlisi saklısı olmayacaktı.

 

Askeri okul sınavlarında annen ve kız kardeşinle plaja gider misin diye soranlar bugün dini sorular sorulmasını eleştiremezler.

 

Denge bir kez bozulunca hep bozuk gider.

 

Kürtler ve Türkler diye birşey mi vardı?

 

Türkiye'nin başına çorap örmek isteyenler, Alevilere gaz verdi isyan ettirdi. Kürtlere gaz verdi dağa çıkardı sonuç ülke kan gölüne döndü.

 

Şimdi gelinen noktada devlet otiriterleşti. Aksi durum bölünmeye doğru gidiyor. Devlet küresel anlamda strateji üretemiyor. Üretse birileri o stratejiyi açık edip ülkeyi ters köşeye yatırıyor.

 

Devlet de bunu engellemek için bir dizi önlem alıyor. Önlemlerin sıkılığı da sansür olarak adlandırılıyor.

 

İnternete Sansür'ün günah keçisi Adnan Oktar'ın kediciklerinin erotik dansları değil mi?

 

Evet...

 

Peki bu sürecin sorumlusu kim?

 

Devlet mi, Adnan Oktar'ın kedicikleri mi?

 

Adnan Oktar ve kedicikleri de iyi bilirki Cemaatlerinin çizgisi Türkiye'de tepki çekiyor.

 

Birçok insan kendilerini uyardı. Yapmayın etmeyin, aşırılık iyi değildir dedi kimse dinlemedi.

 

Diyanet İşleri Başkanı'nın Adnan Oktar ve Cemaati ile ilgili yaptığı değerlendirme Deniz Feneri ile eşdeğer.

 

Göreceksiniz çok yakın bir zamanda kedicikler ve Adnan Oktar sokağa çıkamayacak kadar zor duruma düşecekler.

 

Benzer hataya Gülen Cemaati de düştü. Hizmet Hareketi / İyilik Kervanı dedikleri Cemaatlerini “Terör Örgütü” konumuna düşürdüler.

 

 

Zaman Gazetesi'nin eski imtiyaz sahibi Alaattin Kaya'nın açıklamaları herşeyi açık ve net ortaya koyuyor:

 

"Senaryoyu uygulayanlar beni ayak bağı olarak görüp hep uzak tuttular. Balyoz davasında öldürülecekler listesi arasına adımı koyup dikkat dağıtmak istediler. Bu işin esas faillerinin hiçbiri ortada yok. O miting yapar tarzda konuşmalar düzenleyen arkadaşların hiçbiri yok. Nazlı Ilıcak'ı FETÖ'cülükten yargılıyorsunuz. Böyle bir şey olmaz. O zaman siz gerçeklerin ortaya çıkmasını istemiyorsunuz anlamına gelir. 50 bin adam aldınız içeriye. 'Bu işi ben yaptım' diyen çıkmadı ortaya. Böyle bir sistem kurulmuş. Başından beri öyle. Kimse yok ortalıkta. Bu davanın kestirilip atılmasına gönlüm razı olmuyor. Fetullah Gülen olayı Türkiye'nin kimyasını bozdu. Bu dava gerçeklerin ortaya çıkarılması açısından önemli. Benim durumum, faaliyetlerim ortada. Hiçbirini 'yapmadım' demedim. Mesleki faaliyetlerimdi, buralara geldi."

Alparslan Kuytul'un gözaltına alınması da benzer bir süreç...

 

En büyük deprem Kur'an Kursları'nda yaşanacak. Gün geçmiyor ki, Kur'an Kursları'nda livata haberi çıkmasın. Kur'an Kursu yöneticileri ne yapıyor?

 

Susuyor...

 

Bir iki, üç, dört, beş derken birgün öyle büyük patlar ki olacakların önü alınamaz...

 

Süleyman Efendi gibi bir alimin açtığı Kur'an Kursları'nın livata haberleriyle kirletilmesi kabul edilebilir mi?

 

Gülen Cemaat'i Türkiye'nin en güçlüsü idi... Devlet Cemaat'e müdahale edince Türk Milleti o tarafa dönüp bakmadı bile...

 

Gülen Cemaati şimdi terör örgütü olarak anılıyor. Peki terör örgütü mü?

Zarar görenlere göre FETÖ...

 

Siz hak hukuk diye vaaz verirken, adliyedeki zombilerinize bu adam bizim düşmanımız der ve hakka hukuka tecavüz ederseniz, Allah da size müstahak olduğunuz cezayı verir.

 

Üzücü ve kahredicidir ki, bu süreçte de masumlar, saf ve temiz insanlar cezaevinde çile çekiyor. Eskiden sefa sürenler yine aynı şekilde hayatlarına devam ediyor.

 

Bunlardan ders almasını bilmeyenler, yarın kendileri de benzer bir duruma düşerler.

 

Türk Tabipler Birliği ve Türkiye Barolar Birliği Sayın Cumhurbaşkanı'nın açıklamasıyla hoplamaya başladı.

 

CHP'liler Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı ağır bir dille eleştiriyor.

 

Türk ve Türkiye adı kaldırılamaz diyorlar.

 

Türk ve Türkiye adı  Türk Milleti'ne aittir. Neden sadece Tabipler ve Barolar Birliği'ne kullanım hakkı veriliyor ki?

 

Kimse kusura bakmasın.

 

Topu da taca atmaya kalkmasın...

 

O adı ben de kullanmak istiyorum.

 

İşte Dr. Ali Rıza Üçer'den tabip odaları gerçeği...

 

Türkiye'nin en büyük tabip odası İstanbul Tabip Odasıdır (İTO). Söz gelimi İTO'nun 32 700 üyesi vardır. Son seçime sadece 5000 hekim (%15) katılmıştır. İstanbullu hekimlerin % 85'i katılmamıştır. TTB Merkez Konseyini hararetle destekleyen işbaşındaki grup (Etkin-Demokratik(?) Grup) ortalama 2600 oy almıştır. Yani İstanbullu hekimlerin sadece % 8'inin oyunu alarak yönetime bir kez daha taşınmıştır. Bu denklemin neresinde demokrasi, neresinde katılım, etkinlik vardır? 

 
Tabip odaları temsiliyet ve katılım açısından azınlıkların yönetime taşındığı ve bu çarpıtılmış iradenin TTB'ye yansıdığı bir marjinallik ve antidemokratiklik sorununu bünyesinde taşımaktadır. İstanbullu hekimlerin yalnızca  % 8'inin desteğiyle 38 TTB Büyük Kongre delegesinin tamamını ele geçiren bu kadro diğer yandaş odalardaki çarpık temsiliyet sonuçlarıyla da TTB'yi 30 yıldır ele geçirmiştir. 
 
 
Dr. Ali Rıza Üçer

 

Yarın:
 

Türkiye sorunları nasıl çözmeli?

İnternet nasıl kontrol edilebilir?

Bilişim Sektörü Türkiye'yi terkeder mi?

Sansür yasaları savunma sanayini nasıl etkileyecek?

CIA yeni döneme nasıl geçti?

MİT yenilendi mi?

Türkiye'yi en güzel yönetme nabzını tutma sistemi internet!

Ad

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Aziz Kocaoğlu İzmirlileri neden CHP'ye düşman ediyor?
  2. Kur'an Öğretimi zorunlu olursa, Adnan Oktar ve kızları ne olacak?
  3. İzmir'de Vasfi Çakıroğlu ve Levent Piriştina çizgisi...
  4. CHP'nin gerçekte İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adayı kim?
  5. Ak Parti ve İYİ Parti kurulurken yaşanan manzaralar!
  6. Astsubay'ın danışmanı Korgeneral!
  7. İnternete Sansür bir Cemaat Projesidir - 3
  8. İnternete Sansür bir Cemaat Projesidir - 2
  9. İnternete Sansür bir Cemaat Projesidir – 1
  10. Afrin Operasyonu'na karşı çıkanlar, önce Şehit Aileleri'nin gözyaşını silsinler!
  11. Yazarın Tüm Yazıları

Yorum Yaz