Ad
172

Çare Sensin... Ayşe AYNUR

Kanser Hastalarına Yeni Umut!

Ad

Medyada bu sözü sık sık duyarız veya okuruz. “Kanser Hastalarına Yeni Umut!”

 

Yıllardır o yeni umutlardan hiçbirinin gerçek olduğuna şahit olmadık.

 

Geçtiğimiz gün bir yakınım akciğer kanseri bir hastanın kanserin son evresinde doktorlarını şaşırttığını anlattı.

 

Doktorlar bir iki haftaya ölür dedikleri hastanın tahlillerinde ve akciğer filmlerinde hızlı bir iyileşme görünce inanamamışlar. Tahliler karıştı diye düşünmüşler.

 

Ama tahliler karışmamış, hasta kanseri yenmek üzereymiş.

 

Doktorlar bu nedenle hastaya ve yakınlarına “Ne yaptınız da bu sonuç ortaya çıktı” diye soruyor.

 

Hasta ve yakınları Allah diyor...

 

Öldürmeyen Allah öldürmez falan diyorlar. Sonrasında genç bir doktor hastayı ve aileyi takibe alıyor. Hasta ve ailesinin son günlerde ne yaptığını, ne yiyip içtiklerini, kısaca  kanseri nasıl yendiklerini öğrenmeye çalışıyor.

 

Öğrenirse birçok hasta için ümit ışığı olacak. Kendisi de sıradışı buluşun ilk öğreneni...

 

Bu nedenle hasta ve yakınlarını sıkıştırıyor, son bir ay da sıradışı ne yaptınız, ne yediniz, ne içtiniz diye onlarca soru yöneltiyor.

 

Onlar da sıradışı birşey yapmadık.

 

Yediğimiz içtiğimiz aynı. Aynı evde, aynı mahallede yaşıyoruz.

 

Sadece geçen haftalarda komşumuzun önerisi ile 14 tane keçi kurban kestik. Onun dışında hayatımızda sıradışı bir şey yok diyorlar.

 

Doktor keçinin etinde mi yediniz?

 

Sütünü mü içtiniz diye merak ediyor.

 

Hasta yakınları hayır kurbanlıklar ucuz olduğu için bir internet sitesi üzerinden Ukrayna'da kestirdik, etini falan da yemedik diyorlar.

 

Doktor internet sitesindeki telefondan arayarak kurbanları kesen kişiyle iletişime geçiyor. Onlar da evet bizden adak kesmek için keçi istediler 14 tane kestik. Daha sonra bir kaç tane de koç ve koyun kestik. Onun dışında birşey bilmiyoruz diyorlar.

 

Sonrası doktorun macerası...

 

Doktor, kendisi için de keçi adağı kestirerek acaba adaklar kanseri iyileştiriyor mu diye test ediyor.

 

Sonucu henüz bilmiyorum.

 

Ancak böyle bir tedavi metodu varsa bile bu işin sırrı “İnanmaktan” geçer...

 

Ben de adak kestireyim bakalım prostatım düzelecek mi, akrabam Hacer abla meme kanseri olmuştu onda deneyeyim iyileşirse bir Türk ve Müslüman Geleneği olan “adak ve kurban” dünya tedavi litaretürüne girer düşüncesi hayal perestlikten başka bir şey değil.

 

 

Yıllar önce bir yakınımın akıl sağlığı bir gün içinde bozulmuştu. Aylarca hastanelerde çare aradık. Bir türlü neticeye gidemedik. Hastamız yemiyor, içmiyor peygamber geldi, Atatürk geldi diye sabahlara kadar aileye işkence çektiriyordu.

 

Hastanede bir hasta bakıcı, abla falan yerde bir adam var bu tür hastaları bir günde tedavi ediyor diyor.

 

O hasta hasta bakıcının önerdiği kişi tarafından beş dakika içinde tedavi edildi...

 

Ben daha sonra benzer bir hastayı götürdüm, o ise iyileşmedi...

 

Kanser denilince Canan Karatay hocanın kulağını çınlatmamak olmaz. Canan Hoca sıradışı fikirleri sayesinde deli damgası yiyor ama söyledikleri mantıklı.

 

Canan Karatay'ı iyi dinlemekte fayda var!

 

Bir ince hastalık hikayesi daha...

 

"Yakın arkadaşım İrfan bey var. Kendisi o yıllarda tesettür giyim mağazası çalıştırıyor. Aracımda elektirik sorunu vardı. İrfan Bey bu tamirciler bu işten anlamıyor diye serzenişte bulunmuştum. O da benim kayıbilader var ona git hemen halletsin demişti.

 

İrfan Beyin kayınbiladerinin tamirhanesine girdiğimde bir levha dikkatimi çekti...

 

Kahvelerim pişti gel

Köpükleri taştı gel

İyi günümün dostları

Kötü günüm geçti gel

 

 

O levhayı hayret ve hayranlıkla okuyunca kayınbilader levhanın hikayesini anlattı...

 

İlginçtir o da bir kanseri yenme hikayesiydi...

 

Tamirhanenin esas sahibi İrfan Beyin kayın babası eski zamanda ince hastalık / verem / akciğer kanserine yakalanır. Tüm arkadaşları aile ve akraba kendisini terkeder...

 

O da yalnız başına ölümü beklerken yaşlı bir kadının önerisi ile veremi yener...

 

İşte o tedavi yöntemi...

 

İrfan Beyin kayınpederi her gün istisnasız 3 ay yoğurt, üzüm pekmezi ve soğan yer...

 

3 ayın sonunda veremi yener ve tamirhanenesinin duvarına tahtaya kızgın iğ ile yazdığı o levhayı asar...

 

 

Bence tedavi metotları mutlaka önemlidir ancak inanmak daha da önemli diye düşünüyorum...

 

Ad

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Kanser Hastalarına Yeni Umut!
  2. Cinciler güzel kadına dayanamıyor!
  3. Akîka kurbanı nedir? Akîka kurbanı ne zaman kesilir?
  4. Evde kaldım, herşey tersine gidiyor!
  5. Çare Sensin!
  6. Yazarın Tüm Yazıları

Yorum Yaz