94

KONUK GÜNDEMİ Konuk YAZAR

Ziyaret başarılıydı.. çünkü bize ne yapmamız gerektiğini hatırlattı: Savaşmakla değil ancak barışla kazanırız…

Ad

Washington’a yapılan devlet adamı ziyaretlerinin en hazin bölümü ülkeye dönüştür.

Yalnızca bizim devlet adamlarımız değil, orayı Hacı Baba Tekkesi‘ne çeviren hemen her ülkeden ABD başkentine gelenler, aldıkları-alamadıkları muhasebesinde genellikle hep kaybeden taraf oldukları için, üzülmek zorunda kalırlar.

 

Turgut Özal‘dan bu yana izlediğim bütün devlet ve hükümet başkanları ziyaretlerinde aldığım görüntü bu olmuştur.

Özal, çözümü, ABD’nin suyundan gitmekte bulmuştu: Niyet okuyor, ilk Körfez Savaşı‘na gidilen yolda, Türkiye üzerinden satışa sunulan Irak petrollerinin akışını durdurma talebiyle geleceğini öngördüğü ABD dışişleri bakanı James Baker‘in Ankara’ya ayak basmasından önce yaptığı gibi, onların bizden bir şey isteyeceğini fark edince, istenecek olanı istenmeden yerine getiriyor.. kendilerinden yardım dileneceğini düşündükleri ortamlarda, Amerikalılara ”Biz sizden yardım istemiyoruz, daha fazla ticaret istiyoruz” talebinde bulunuyordu…

Benim hafızama güvenmiyorsanız kendiniz de araştırın göreceksiniz: ABD’ye karar değiştirtme amaçlı gidilen her ziyaret hayal kırıklığıyla sona ermiştir…

ABD’nin planlarına dikkat

ABD bir süpergüç; Roma İmparatorluğu‘ndan beri, dünyaya hükümran olma iddialı güçler, kendilerini hep nizam koyucu olarak görmüşler, başka ülkelere de ‘ileri karakolları’ muamelesi yapmışlardır.

Evet, Donald Trump‘ın başkan seçilmeden önce ülkesinin bu özelliğini değiştireceği yönünde mesajlar paylaştığı doğrudur; kampanya sloganı ”America First” (Önce Amerika) bile bu izlenimi veriyordu. Ancak görüyoruz, leoparın beneklerini değiştirmesi gibi bir şey bu; yani imkânsız…

Şunu bilelim: ABD’nin Türkiye’nin de içinde yer aldığı bölgeyle ilgili uzun vadeli politikaları bulunuyor; zamana göre makyaj tazelemesine gidildiği olsa bile, o politikalar genellikle sonuca ulaştırılıyor.

Irak’a müdahale ederken yanına iki yerel gücü almayı planlamıştı ABD: Türkiye ile Kürtler.. İlk müdahalesinde (1991) askeri komuta heyeti Türkiye’nin o müdahalede yer almasına geçit vermemişti –genelkurmay başkanı istifa etti–; ikincisinde (2003) de Türkiye Büyük Millet Meclisi… Şimdi ise yalnızca Kürtler ile sonuç alma niyetinde ABD…

Bölgedeki Kürt varlığını Türkiye eliyle fiziki bir yapıya kavuşturma niyeti, belli ki, şimdilerde yalnız başına bunu gerçekleştirmeye dönüşmüş görünüyor.

ABD bölgeye ilk müdahalesi (1991) sonrasında yeniden gelmek üzere çekildiğinde bir şeyi daha yaptı: Irak’ın kuzeyinden sayıları hiç de az olmayan bir grup Kürt gencini aileleriyle birlikte önce birkaç aylığına Guam Adası‘na götürdü, oradan da ABD’ye…

Bugün Kuzey Irak’ta yönetici konumunda bulunan kadronun bir bölümü o gençler…

Suriye’de ABD için ölen PYD’lilerin haberini her gün okuyoruz; ancak esas merak etmemiz ayrıntı şu sorunun cevabında: ”Oradan da ABD’ye götürülenler var mıdır?”

Mutlaka vardır.

Gerçek bu iken, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın Trump‘la başbaşa ve heyetiyle gerçekleştirdiği görüşmeyi.. başarısızlık olarak görüp göstermek isteyenleri anlamakta zorlanıyorum. ”Bölgede hep yanında görmek istediğin kitleyi bırak, sorunları birlikte çözelim, IŞİD’i beraber yok edelim” talebine, ABD’nin yeni başkanının olumlu cevap vermesi beklenemezdi.

ABD planları kolay değişmez

Ziyaret öncesi yazılarımın birinde, ilk Körfez Savaşı günlerinde, ABD’nin Suudi Arabistan’daki üssünde görüştüğü, biri mükemmel Türkçe konuşan bir yarbayın, bölgenin sonunda alacağı biçimi yansıtan haritayı kendisine gösterdiği Güneri Civaoğlu‘nun yazısına değinmiştim.

Müdahale bittiğinde götürdükleri ağır silâhları Kürtler’e bırakacaklarını ve onların da bunlarla Türkiye’ye karşı savaşacaklarını da anlatmıştı o yarbay…

Ne oluyor şimdilerde?

ABD’den PYD/YPG’ye gönderilen ağır silâhların Türkiye’ye karşı kullanılmayacağı garantisini istiyoruz.

Güneri Civaoğlu da, albaya, ”Bir ülke müttefik olduğu bir başka ülkeye bunu yapar mı?” diye sormuştu.

Yapmamız gereken: Karşı-plan hazırlamak

Yıllardır yazılarıma yansıyan görüşümü bir kez daha tekrarlayayım:

ABD’nin bölgeyle ilgili bir planı var ve attığı her adım, hatta her geri çekilmesi, o planla ilgili taktik hareketler. Son karede ne olduğu da belli. Bu durumda bizim tarafımızdan yapılması gereken, o planı akılda tutarak bir karşı-plan hazırlamaktır; bu bölgenin iki önemli unsuru olan Türkler ile Kürtlerin birbiriyle savaşmalarını engelleyecek bir plan...

Bunun dışındaki her şey boşunadır ve hayal kırıklığı doğurmaktan başka bir işe yaramaz.

[OcakMedya sitemizde Hasan Mesut Önder’in ‘Suriye’nin Kuzeyini Kıbrıs Haline Getirebiliriz’ başlıklı yazısı, bu yolda ciddi bir analiz; okumanızı tavsiye ederim. FK.]

Cumhurbaşkanı Erdoğan‘ın Washington ziyareti bizlere bunu hatırlattığı için de başarılı bir ziyarettir.

FEHMİ KORU / FEHMIKORU.COM

Ad

Yazarın Diğer Yazıları

  1. Latin sıcakları-1
  2. “Asmayalım da besleyelim mi” demeye ramak kaldı
  3. Kılıçdaroğlu Barzani'den daha mı tehlikeli
  4. Böyle bir kıyaslama yapacağım aklıma bile gelmezdi
  5. Irak'ta ne olduysa Suriye'de o olacak
  6. Esir Türk Halkları Kongresi
  7. Mehmet Tezkan'dan Enis Berberoğlu yorumu!
  8. Ukrayna ve Kırım Tatarları, Kırım'ı Nasıl Geri Alabilir?
  9. Sahi biz Katar'ı kime karşı savunacağız
  10. Akar darbeden 1 gün önce FETÖ hakkında neler söyledi
  11. Yazarın Tüm Yazıları

Yorum Yaz